·272 syf.····Okunma: 29 Haziran 2023 17:47 domingo’dan çıkan önceki kitaplarını okuduğumda en en sevdiğim yazarlardan biri olmuştu mary lawson. hatta bir gün ismini sayıklayarak uyanmışlığım bile var :)
sonbaharın sonu’nun çıkacağını duyunca o kadar sevindim ki alınca bir süre okumayı erteledim kıyamayıp.
lawson’u neden bu kadar sevdiğimi tam açıklayamıyorum, sanırım bazı hislerimiz çok benzer ve o dingin tarzı beni çok alıyor. kanada’nın kuzeyine olan sevgi ve özlemi, o aitlik hissi metinlerinde çok kıvamında hissettiriyor kendini, ne eksik ne fazla. sonra doğanın tamamlayıcılığı, coğrafyanın karakterler üzerindeki etkisi.. her şeyiyle tam tamına geliyor bana.
türkçe’ye çevrilen bu son kitabını ise az önce bitirdim ve yine o dingin hisle doluyum. yine de bir sıralama yapacak olsam en altta bu kitabı olurdu sanırım. belki konunun işlenişiyle belki de tam olarak konunun kendisiyle alakalı. aklımda karakterlerle alakalı çok soru kaldığından tamamlanmamış bir şeyler var hissim de oldu.
SPOILER !
örneğin liam neden annesi tarafından bir türlü tam benimsenmedi? liam’ın sevememe/uyum sağlayamama sorunuyla mı alakalıydı? yoksa yumurta mı tavuktan çıkmıştı?
rose neden evden kaçtı? vb.
SPOILER
mary lawson’la daha önce tanıştıysanız bu kitabını da severek okuyacağınıza eminim ama yazarla ilk kez tanışıyorsanız bu kitabıyla başlamamanızı tavsiye ederim.
çevirisi ve baskı öncesi hazırlıkları tertemiz, herkesin eline sağlık.