Ayşe Kulin'in bir solukta ve zevkle okuduğum kitaplarından biriydi
3 kıtada hüküm sürmüş fakat son demlerini yaşayan bir imparatorluğun, yüzyıllarca devletlerin incisi olmuş ancak esir edilmiş bir şehrin, küçük kalplerine büyük aşklar, idealler, hüzünler ve fedakarlıklar sığdırmış insanların öyküsünü anlatıyor bu kitap. Kahredici bir işgalin gölgesi altındaki İstanbul'da son Maliye nazırı Ahmet Reşat beyin evinde başlıyor kitap. Mondros ve Sevri takip eden süreçte her açıdan bitap düşmüş ve can çekişen Osmanlı'nın içinden Ankara'da bir ateş yükselmeye başlamıştır. Bu buhranlı dönemi, Devleti'nin bekası ve bağlı olduğu Saltanatın hatırası için gecesini gündüzüne katarak çalışan Ahmet Reşat Bey'in, aynı şekilde Sarıkamış harekatından bitap ve hasta gelen vatansever ve cesur yeğeni Kemal'in ve aşkıyla her şeyi göze alan Mehpare'nin ve daha nice karakterin gözünden okuyoruz. Devletinin bu işgalden kurtuluşu için nice isimsiz kahramanın cephede ve cephe gerisinde nasıl fedakârlıklar yaptığını ve kapanan bir devrin latif insanlarının hüzünlü öyküsünü, hüzünlü sonların ve umutlu başlangıçların bir arada olduğu bu kitabı sonunda gözlerim yaşarmış bir şekilde bitirdim.
Son sayfalardaki hüzün ve kitabı bitirdiğimde kafamda çalan bu müzikle yeni kitaplarda görüşmek üzere ...
Kimseye etmem şikayet
youtu.be/QJpzenpmTAE