Kitapta adeta ömrü boyunca intiharın kıyısında yürüyen bir karakter olan Yozo hakkında.
Baskıladığı düşünceleriyle adeta kendini yiyip bitiren ve her durumda kendini suçlu kabul eden anlam karmaşası içinde yüzen Yozo, insanlara yansıttığı ve kendisinin de dışa vurduğu karakteri olan soytarılığıyla yaşıyordu. Çünkü kolayı ona göre buydu. Gerçek düşüncelerini söylediği anda saygıya ve yaşamaya değer görülmeyeceğini düşünüyordu. Onun için soytarılık adını verdiği maske onun yaşaması için olmazsa olmazdı.
Yaşadığı sürece kendi için hiçbir şeyi hak etmediğini düşünen Yozo. Başladığı aşk hayatlarında da asla mutlu olamayacaktı, hatta onlarla intihara bile kalkışacaktı.
Karşılaştığı ve hayatının uzun bir kısmında yer alacak olan arkadaşı Horiki'nin sarhoş suçlayıcı en ufak lafı bile Yozo'nun dünyada yapayalnız hissetmesine sebep olabilirdi.
---
Kitap beni oldukça karamsarlığa ittiğini düşünürken kitabın yazıldığı dönemi ve insanların psikolojisini düşünürsek-Hiroşima'ya atom bombası atılmasından(6 Ağustos 1945) sonraki dönemde 1948 tarihli bir romandır- yazarın kitabıyla yazıldığı dönemin psikolojisini içinde barındırdığı açık bir gerçek. Bu yüzden döneminin popüler romanı olduğu ve insanların duygularını satırlara döktüğünü görebiliriz.
Zaten yazarın hayatıyla doğru orantılı bu kitapta Osamu Dazai'yi tanımamız daha da kolaylaşıyor.