Açıkçası bir kitabı hiç bu kadar sündürerek okumamıştım. Hem de bu kadar ince olmasına rağmen. Ve son 20 sayfasına kadar anlamamıştım . Bananeydi Orozkul denenin yaptıklarına susan ve karşı koymaktan aciz bir avuç ormancıdan. İnsanlar ve ifade ettikleri karakterler son 20 sayfada kafamda oturdu. Keşke başlamasaydım dediğim kitabı, ağlayarak kapattım.
Ben kitaptan şunu çıkarttım. İnsanların, atalarından kalmış, varlığıyla her alanda güzelleştiren, yokluğuyla tatsızlaştıran inandıkları, sevdikleri şeyleri, bazen karşısına çıkan kötü insanlar alaya alabilirler ve hatta onu önlerine koyup yiyerek sindirmeye çalışabilirler. Bazılarımız buna karşı çıkamayız, düzene boyun eğmek zorunda kalırız, bazıları ise küçüklüğüne rağmen bu durumu kabul edemez ve küçüklüğünü kabul ederek yapabileceği en büyük şeyi yapmaya çalışır. Çekip gitmek gibi, oraya ait olmamak gibi... Bu aslında bir baş kaldırıdır, ben sizden değilim demek gibi... Asla bir son değil. Ölmek hiç bir zaman bir son olmamıştır. Ne mutlu kötülüğe karşı , küçük-büyük farketmeksizin karşı çıkabilenlere !