Puan vermedi·76 syf.····Okunma: 11 Temmuz 2023 15:04 “Beğendim.” diyemeyeceğim bir şiir kitabı.
Madak bu kitabında hastalık sürecindeki iç sıkıntılarını, duygusal ve ruhsal bunalımını farklı yollar ve imgeler kullanarak dile getirmeye çalışmıştır. “Pişmanlık, yalnızlık ve hüzün” temaları etrafında şekillenen bu kitap okurken insanı bunalıma sokmuyor değil. Karamsarlık ve dünyanın geçiciliği üzerinde fazlaca durulmuş ara sıra yeşeren umutların da anlık ve yetersiz olduğu vurgulanmıştır. Madak şiirlerinde doğayı güzel ve iç açıcı, şehri ve insan yaşayışını ise kara ve anlamsız bir şekilde tasvir etmiştir. Bu durumu ise çoğunlukla renkler üzerinden vermiştir: mavi gözlü göl, kara yılana benzeyen raylar vb.
Şiirlerde toplumun çeşitli kültürlerine de yer verilmiş fakat pişmanlık ve hüzün ağırlıkta olduğundan bu kültür pek de iç açıcı olarak işlenmemiştir. Kültürü işleme durumunu Yılmaz Erdoğan şiirlerinde de görürüz fakat Erdoğan kültürü çoğu zaman ironik bir şekilde aktarmayı tercih ettiğinden bu şiirleri okumak zevkli gelebilir. Didem Madak şiirlerinde ise anlamsız ve sıradan…
Sonuç olarak Madak’ın şiirleri bir roman olsaydı daha zevkli okunabilirdi çünkü romanlarda bu tarz konuları daha çok görürüz ve romanlarda cümlelerin uzun tutulabilmesi, dolaylamaların yapılabilmesi, imgelerin daha açıklayıcı kullanılabilmesi vb. durumlar ele alınan konun açıklanabilmesi için daha uygun bir yöntem gibi. Tabi Madak’ın hastalığı ve bir romanı yazabilecek kadar ömrünün olup olmadığı da göz önünde bulundurulmalıdır. Belki de şair, ölmeden önce deneyimlerinin hepsini olmasa da birçoğunu aktarabilmek, insanlarla paylaşabilmek gayesi içindeydi. Şiirlerde bu tarz konuları aktarabilmek bu kitapta da görüldüğü üzere zordur. Şiirde tasvirlerin ve cümlelerin kısa tutulmasının gerekir aksi takdirde yazılan şiir romana dönüşebilir. Şiirlerde uzun uzadıya dolaylamalar yapılamaz, cümleler uzun tutulamaz. Çünkü şiir yazmak, haddini bilmektir. Cümlelerde haddini bilmek, kelimelerde haddini bilmek…
Not: Madak’ın şiirlerini anlayabilmek için Marcia’nın kimlik statülerine de göz atılabilir. Neticede her yaş ayrı bir kimlik, ayrı bir kişiliktir.