Dizi/film tadında, kayıp bir aşkı arama çabası, aşk soslu, dedektif edası ve eski İstanbul konularıyla harmanlanmış bir Orhan Pamuk kitabı nasıl olurdu düşüncesiyle başladım. Karşıma kara, kapkara simsiyah, güneşsiz, dipsiz bir Orhan Pamuk kitabı çıktı. Gerçekten adı gibi Kara bir kitaptı.
Kara Kitap'ı bitirdikten sonra 1985-89 yılları arasında yazılmış olduğunu öğrendim. Bittiğinde 90'lı yıllarda yayımlanmış o dönemin popüler romanı hem de postmodern tarzda. Daha 90'lara bile gelmemişken o dönemin ruhu, İstanbul'u ve şehrin silüetini sayfalar arasında görmek ayrı bir keyif kattı bana. Düşünün; teknolojinin henüz günümüzdeki gibi olmadığı dönemler, eski bir film izler gibi, sobalı evler, evlerdeki sabit telefonlar, mektuplar, gazeteciliğin yaygınlığı ve bir çok konu. Kısaca, ortalama 35 yıllık bir İstanbul ve Türkiye özetini izler gibiydim...
Kara Kitap'ın konusunu tekrarlamayacağım. Dikkatimi çeken birkaç yere değinmek istiyorum. Benim gibi daha önce Masumiyet Müzesi okuyan veya bu kitaptan sonra okuyan biri varsa yazdıklarımı anlayacağını düşünüyorum. Kara Kitap'ı çoğu yerde Masumiyet Müzesine benzettiğimi söyleyebilirim. Hatta Masumiyet Müzesinden önce denemesi yapılmış bir roman gibiydi bence Kara Kitap Alışık olduğumuz Orhan Pamuk karakteri; yine bir adam, yine bir kadın, yine Nişantaşı... kadın bir gün ortadan kaybolur ve adam dedektif gibi peşine düşer ve düşerken adamın iç hesaplaşmalarını okuduğumuz bir eser halini alır. Ancak Kara Kitap'ta Galip'in Rüya'yı arama tutkusunu ve aşkının izlerine daha az yer verildiğini ve hatta silik bir şekilde eklendiğini gördüm. Galip'in Celal'i araştırması daha çok vardı. Kendi iç hesaplaşmaları, kendi dünyasındaki fırtınayı ve iç sorgulamaları ise daha yoğun bir şekilde işlenmişti.
Bu kitapta baş karakterimiz Galip'in bir gün ortadan kaybolan karısı Rüya ile olan aşkını, geçmişteki anılarının kısa bölümlerini, ailesinin bu evliliğe olan bağlantılarını ve neden gitmiş olabileceğine dair konularının biraz daha üzerinde çok durulsa daha iyi bir iş çıkarmış diye düşündüm açıkçası. Bunun yerine köşe yazarı Celal Salik' in hayatına bu kadar derinden girmesi ve köşe yazılarını okurken eski hikayelere, masallara, tarihi olaylara, eski cinayetleri anlatması kitaba karşı bendeki heyecanı azalttı. Çünkü her tarihi konuya girdiğimizde, kitabın, o tutkulu arayış havası bozuldu bende. Kendimi, sayfalarca okuduğum tarihi bir cinayeti anlamaya çalışırken buldum. Evet çok yönlü çok konulu ama konusunu dağıttığını düşünüyorum.
Kara Kitap; içinde araştırılmış ve incelenmiş fazlasıyla tarihi, unutulmuş veya pek bilinmeyen konuları da anlatıyor. Bunu yaparken çok ayrıntı var ama sizi sıkmıyor. Rahatça okutabilen bir yapısı var. Bu anlamda yavaş ilerliyor diyemem. İçinde çokça kültürümüze dayalı konuları da görebileceğinizi söyleyebilirim. Kara Kitap Postmodern edebiyat türüne alışık olmayan biri içinse zor anlayacağı ve sıkılacağı bir kitap olabilir. Bu yüzden kitaba başlamadan önce bunu bilmeniz gerekiyor.
Keyifli okumalar...
Kara KitapOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202511,6bin okunma