Gönderi

9/10
·415 syf.··
2023 11. kitabı
Nietzsche  ağladığında  göz yaşları salt onun için değil tüm insanlık için aktı çünkü sancılara gebe acıları insanca ,pek insancaydı...    Her birimizin içinde bizden içre bambaşka fikirlerle bezenmiş farklı bir biz var .Ve bu irademizin dışındaki biz ,kâh bilerek kâh bilmeyerek sürekli olarak hayat damarlarımıza zehrini veyahut ilacını akıtıp duruyor. Önünü kesemeyiz ama akışına da bırakamayız.    Akıttığı fikirlerin ,arzuların kaçı onundu kaçı bizdendi? O da biz değil miydi ? Tüm bunlara bilinçaltı adını verdik tamam ama bilinçaltı da bizim bilinçli ömrümüzün ürünü değil miydi nihayetinde? Asıl biz erdemlerini hayatına baston yapıp saygıdeğerce ayakta duran şerefliler miydi yoksa şeytanın kırbacıyla daha da hayvani şevhetlere gömülen zavallılar mı? Şeytanın hiç bir suçu yok muydu?Ya Tanrı ,hangimizi yargılayacaktı? Bilinç ,tercih, özgürlük ,istek gibi konular olduğu sürece bu soru tufanı kasırgaya döner ve göğsümüzü kasıp kavururdu ancak.    Ne güzel işte sonunda bir kasırga bizi parçalayacak!    Bu bizden uzak neredeyse bütününün yüzyıllar önce göçenlerin kuralları ,zihniyetleri ve istekleriyle örülü ömrümüze mezar taşı dikmek için yeterince gecikmedik mi sizce de ?    Geciktik  ya da tam zamanı, bilemiyorum .1882 yıllarında Nietzsche ve Doktor Breuer bir odada gerçekleri bilme sınırlarını cesaretleriyle sınarken ve ömürlerine anlam biçerken pek de genç değillerdi ,en azından ölmemişlerdi. Fakat intihar düşünceleri olan biri ne kadar yaşıyor sayılırdı ?     İntihar ,ölmeyi değil de yeniden doğmayı istemekse eğer bizden daha fazla yaşamamışlar mıydı ?Çünkü kendimize ait olmayan bir ömrü tükettiğimizde doğru zamanda ölemezdik. Ve bunu engellemek için ancak doğru zamanda yaşayabilmeliydik, diyordu Nietzsche .    Yeniden doğum vakti ,hakikat ikiz zihinlere gebe    Bir tarafta hayattan alınabilecek maksimum verimi aldığına inanılan ,başarılı ,saygıdeğer, varlıklı bir aile babası Doktor Breuer. Diğer tarafta hastalıklarının pençesinde kıvranan, şüphelerinin sınırları içinde yüzyıllar sonra doğacak öğrencileri için zihninin  sınırlarında gezinen tek maaşlı bir profesör .     İkisi de hasta ikisi de doktor     Kitaplar dolusu anlatacakları var bizlere .Mesela erdemlerimizin korkaklık, seçimlerimizin (ne kadarı bize aitse artık)güven ve güvenin tehlikeli olduğu gibi ya da arzulamanın arzu duyulandan öte bir güce sahip oluşu, bilinçaltının sisli geçitleri ,hastalıklarımızın psikolojik dayanakları  ve o dayanakların anlamları ,saplantılar...     Konu uzun değil konu derin ,bedende değil ruhta ve belki de bizde olduğu kadar bir başkasının içinde     Nietzsche ve Doktor Breuer hiç tanışmadılar sayfalar dolusu sürüklendiğimiz tedavi seansları hiç olmadı. Ama bu aynı acıları taşıyan insanların birbirinden habersizce acı çekiyor oluşu gerçeğini değiştirmez. Bunlar bizden şeyler yani insanca ,herkeste ve bu yüzden Nietzsche ağladığında göz yaşları bizim için de aktı.     Daha çok şey yazılır da konu insanca, bu dilin lehçesi çok herkes aynı şeyi anlamayacak aynı şeyi yaşasa da .    Nietzsche 'den doğmamış öğrencilerine :    Kimsen o ol ,    Kaderini sev,    Ve bir şey olsun istiyorsan onu yık.     Aslı'dan 1k okurlarına :     Bu kitap okuduğum en sağlam roman Okuyun ,okutun , iyi okumalar :)       
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202469,9bin okunma
··
331 Gösterim
4 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Bu kadar güzel bir incelemenin gördüğü değer bu olmamalı. Daha çok paylaşılmalı ve okunmalı. Kalemine sağlık Aslıcık👏Hala harika yazıyorsun. Özletme kendini bu kadar. Yazmaya devam 😊
Aslı
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim Kübra🖤Ne kadar anlatabildim kitabı bilmiyorum ama umarım sizde okuma isteği uyandırabilmiştir🙏🏻
Vay vay asli hanım kaleminiz demirden değilmiş pas tutmamış. Senin kalemin damla kehribar bekledikçe değeri artmış ( bu aralar abiler ile iş konuşmamalıyım) lakin unutma damla çekildikçe güzelleşiyor yani velhasılı kelam kardeşim jejejemmee yazdıkça kuvetleniyor kalemin. Eline sağlık, afiyet oldu bize de
Aslı
Gönderi Sahibi
pârsekci bu sıcak urfa gecesinde demek shhsvacga
"İntihar düşüncelerim yoktu. Tam tersine, hayatı çok sevi­yordum ve ondan ayrılmak istemiyordum. Ama Yaratıcı adı­na yaşamadığım her an aslında bir intihar, bir öldürme, yok etme, kendi irademle tercih ettiğim bir yokoluş değil miydi? Hayatıma birden ve tümden son vermiyordum fakat yaşadı­ğım kimi anları yokluk darağacında sallandırıyordum."
Niçe ağladığında sen nerdeydin haa