Herkese merhaba arkadaşlar. Bugün karşınıza bir Stefan Zweig kitabı olan “Kızıl” ile geldim. Uzun zamandır Zweig okumuyordum. Hatta sayfamdaki ilk Zweig yorumu bile olabilir.
Kitap çok kısa ve akıcı. Bir gecede,bir günde okunacak bir kitap. Kitapta,tıp öğrenimi için Viyana’ya giden çocuksu bir gencin üniversite yıllarında başından geçenleri anlatıyor. Aslında kahramanımızın başından öyle düşündüğümüz gibi bir sürü macera falan geçmiyor. Bu genç, utangaç,sessiz, sıradan biri. Ama bir çevre edinmek,arkadaşlıklar kurmak kısaca üniversite hayatını gönlünce yaşamak istiyor. Bu yüzden yanlış arkadaşlıklar kuruyor. Yanlış kişilerle zaman harcıyor. Yanlış kişilerle yanlış şeyler yapıyor ve bu da onu daha içine kapanık, daha asosyal biri yapıyor. Derler ya bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyim tam da bu söze uygun bir durumun içinde kendini buluyor. Bir nevi hayatının amacını kaybediyor. Varoluşsal sancılar çekmeye başlıyor. Ta ki “Kızıl” hastalığına yakalanmış bir kızı kurtarması gerektiğini düşünene kadar. Bu saatten sonra o kız için hayata yeniden dönüyor ve bir mücadele veriyor. Daha fazla bahsederken spoiler vereceğim için yorumumu burada sonlandırıyorum.
Kitap genel olarak akıcı klasik Zweig kitabı diyebilirim. Ama Zweig’in daha güzel kitapları yok değil. Ayrıca kitabın bir bölümünde pedofili kokusu almadım değil. Her ne olursa olsun benim düşünce yapımda kabul edilecek bir durum değil. Onun dışında kitap güzel ve akıcıydı. Herkese iyi okumalar..