Vergilius, aşkın her türlü büyüden önce geldiğini daha o zamanlar sezmemiş miydi? Bütün kötülüklerin, bütün eksikliklerin aynı zamanda bir aşk eksikliği olduğunu? Her kim ki aşkla sevemez, o, hastalığa yenik düşer, ve her kim ki yeniden aşka uyandırılır, o, şifa bulur.
Vergilius'un Ölümü 428
“Sonsuzdur senin şiirinin yankılanışı.”
Bunun üzerine şöyle dedi Vergilius:
“Hayır, istemiyorum artık kendi sesimin yankısını duymayı; ben, benim sesimin dışındaki sesi bekliyorum.”
— “Kalplerin birlikte yankılanışını artık durduramazsın; çünkü onların yankılanışı senin benliğindedir, kendi gölgen gibi değişmez olarak.”
Vergilius'un Ölümü 282
Ah sen, yanımdan istemeyerek koşup uzaklaşan ve geri çağırmadığım, sen, özlemle kutlanmış ve geri çağrılman bana yasaklanmış olan, sen, hiçbir zaman geri dönmeyen, ah, onca hafif adımlarla sırrına varılamayan bir duyulmazlığın anlaşılmazlığında kalan, evet, sen, gölgenin arkasındaki o yitik görüntü, nerede yuvaya dönüşün? Sen neredesin?!
Vergilius'un Ölümü 231
Ah, evet, her kim ki, kader tarafından sanatın zindanına atılmıştır, onun bu zindandan kaçmayı başarması artık neredeyse imkânsızdır; o kişi, uzaklardaki güzelliğin seyrini
sürdürdüğü, geçilmesi imkânsız sınır tarafından kuşatılmıştır, ve eğer yetersiz ise, o zaman böyle bir yalıtılmışlık içersinde kendini beğenmiş bir hayalpereste, sanat olmaktan uzak bir alandaki yükselme tutkununa dönüşür, ama buna karşılık hakiki bir sanatçı ise eğer, o zaman çaresizlik içersinde kıvranan biri olur, çünkü sınırın ötesinden gelen çağrıyı duyar, fakat o çağrıya uymasına değil, yalnızca onu şiirleştirmesine izin vardır, yasaktan ötürü felce uğramış olarak bulunduğu yerin sürgünüdür.
Vergilius'un Ölümü 215
Biçim verilerek yaratılan evren, gelecek kuşaklar için güzelliğin taşıyıcısı bir işaret olarak zamanların ötesine kalabilsin diye; sanat, ürettiği her eserde bir evreni var eder; ölümsüz olanı insanda değil, yalnızca evrende yaratır.
Vergilius'un Ölümü 191
Dünyadan olan hiçbir şey, uykuyu gerçekten terk etmeyi başaramaz, ve her kim ki, iç dünyasına kök salmış geceyi asla unutmaz, ancak o kişi çemberi kapatmayı başarabilir, başlangıcın zamandan yoksunluğundan yeryüzünün zamandan yoksunluğuna dönmeyi
başarabilir, dolaşıma hep yeniden katılabilir, çünkü kendisi de zamanların akışının değişmezliği içersinde dolanıp duran bir yıldızdır, alacakaranlıktan yükselir, alacakaranlıkta yitip gider.
Vergilius'un Ölümü 105
“Kimi arıyorsun?”
“Seni.”
Çocuk yanılıyordu. Aradığımız, yitip gitmiştir, ve onu aramamamız gerekir, çünkü o, bulunmazlığı içersinde bizimle yalnızca alay eder.
Vergilius'un Ölümü 99