·382 syf.··Beğendi
···Okunma: 20 Temmuz 2023 00:00 Kitabın biçemine değinecek olursam her ne kadar hasta öykülerinden anekdotlar aktarsada kitapta tıbbi kelimeler, hastalığın fizyolojisini belirten bilimsel cümleler oldukça fazla. Akışı zorluyor ve dikkat çok çabuk dağılıyor. Bazı cümleleri hem etkisinden dolayı hemde dikkati dağıttığından iki üç kez okumak zorunda kalıyorsunuz. Ancak araya serpiştirilen hasta öyküleri bir serinlik veriyor ve kitabın tamamen tıbbi bir kitap olmasını engelliyor.
Kitabın içeriğine gelecek olursak insana iki üç terapi seansı kadar etkili. Yazar anekdotlarla hastaların çocukluğunun üzerinde duruyor. Çocuklukta ya da geçmiş zamanlarda duygusal anlamda başa çıkılamayan süreçlerden geçerken bedenin bilinçsizce yarattığı savunma mekanizmalarının beden üzerindeki hasarını ve gizli stresin etkilerini gözler önüne seriyor.
Çocuklukta yaşadığımız duygusal yoksunluğun, kayıpların, reddedilme ya da sevilmeme korkusuyla söylenmeyen tacizlerin, bastırılan öfkenin insan bedeninde dengeyi nasıl bozduğunu ve bedenin buna bilinçsizce nasıl tepki verdiğini inceliyor.
Genel olarak otoimmün hastalıkların -kişinin bağışıklık hücrelerinin yine kendine saldırdığı- bedenin kendi dilince hayır demesi olduğunu gösteriyor.
ALS, MS, romatoid artrit, ülseratif kolit, irritabl bağırsak sendromu gibi otoimmün hastalıkların ve hastalarının genelde aynı kişisel özellikleri, benzer mizaçları olduğu çocukluluk hikayelerinin benzeştiğini görüyoruz bu kitapta.
Karakter denilen şeyin aslında çocuklukta başa çıkma teknikleri olduğu ve benliğimize bilinçsizce yerleştiğinden bizlerin doğuştan özelliklerimiz gibi atfedildiğini dile getiriyor. Ancak bunlardan sıyrılabileceğimizden bahsediyor.
Öfke ve hiddetin farklılığından, gerçekçi öfkeden ve gerçekçi öfkenin dışa vurumunun insanı gevşettiğini ancak yıkıcı olmadığının ayrımın yapıyor.
Ayrıca negatif düşünmenin olumlu olduğundan, kişinin suçluluk değilde sorumluluk alma yolunda bir adım olduğunu vurguluyor.
Nitekim ben bu kitapla karşılaştığım için mutluyum. Bir çok konuda karnıma kramplar girmesine neden olan anne-kız karı-koca ilişkisinde hayır demediğim için yaşadığım bedensel sorunlarımı görmeme kendimi dinlememe vesile oldu. İlişkilerimi gözden geçirip bir çok insanla yollarımı ayırdım. Sizlerde hayatınızda sırtınıza kambur olan, bağırsanızda kramplara neden olan, sınırlarınızı hiçe sayan insanları ilişkileri görün ve bu insanları hayatınızdan çıkarın.
Ne demiş büyük üstad:
Şahsınıza karşı haddi aşan,
Hududu geçen,
Küstahlaşanları,
Altın olsa kesenizde
Bal olsa kasenizde tutmayın.
İyi okumalar.