Ne yazık ki kitabı okurken, yazarının Sabahattin Ali olmasının gafletine düştüm. Açıkçası okumasam da olur diyebileceğim kitaplardan bir tanesiydi. Eser on üç kısa hikâyeden oluşuyor. Benim en hoşuma gidenler Asfalt Yol, Hanende Melek ve Ayran hikayeleri oldu.
*Asfalt Yol hikayesinde bir köy öğretmeninin köylüler için yol yaptırma mücadelesini anlatıyor. Özellikle günümüz insanlarını çok güzel anlattığı bir hikayeydi.
* Hanende Melek, davavekili Hüseyin Avni isimli ihtiyar bir adamın Melek isimli şarkıcı bir kadına karşı saplantılı arzusuna nasıl yenik düştüğünü anlatıyor. Açıkçası ben Hüseyin’i hiç sevmedim. Gerçi okuyanlar bilir adamın sevilecek bir yanı yoktu. Evli olmasına rağmen karısının ve çocuğunun rızkını gece hayatında ziyan eden saçma sapan bir karakterdi. Bu da günümüz dünyasında nefsine yenik düşen bazı kişileri özetler nitelikteydi.
*Ayran hikayesinde Küçük Hasan isimli bir çocuğun kardeşleri ve kendi için verdiği hayat mücadelesini anlatıyor. Benim en etkilendiğim hikayelerden biriydi diyebilirim. Hele ki trenin, üçüncü mevki vagonlarından birinin penceresinden iki defa maşrapayla ayran içen adamın, çocuğa on kuruş verip beş kuruşunu geri istemesiyle birlikte olaylar ilginçleşiyor.
Özetle Sabahattin Ali’nin birden çok kitabını okuduğum için beklentilerim oldukça yüksekti. Bu kitabı okumaya başladığımda yüksek bir yerden düşmüş gibi oldum. Üzülerek söylüyorum ki bu eser bende iyi bir intibah yaratmadı. Eğer bu kitaba bir şans vermek istiyorsanız beklentilerinizi yüksek tutmamanızı öneririm.