beni hızlı duygu geçişlerine sürükleyen bir kitap kendisi.
Zengin ve güzel bir kadın yardıma ihtiyacı olduğu için geliyor.
Ama kitapta doktorumuz kendi egosuna yeniliyor ve ahlaksız bir teklifte bulunuyor.Gururunu daha da kıracak bir cevapla karşılaşıyor ve kadın gidiyor.
Bunun üzerine büyük bir pişmanlık hissedip kadının peşine düşüyor.Fakat doktor amok hastalığına yakalanıyor(bir tür cinnet durumu)ve kadına yardım etmeyi saplantı haline getiriyor.Bir kaç kez daha red cevabı alıyor.En sonunda kadına mektup yazıyor ve eğer dönmezse kendini öldüreceğini söylüyor.Beklenen cevap geliyor ancak kadın bu doktordan yardım almamak için merdiven altı bir yerde işlemi yaptırmış ve enfeksiyon kapmış gittiği yerde kadını o şekilde görünce yapabileceği bir şey olmadığını anlıyor kadını alıp kadınının evine götürüyor.Ve kadın son sözlerinde bu sırrı ikisinin arasında kalacağına dair söz istiyor.Doktorumuz sözü veriyor ve kadın ölüyor.Ancak şöyle bir durum var ki kadının neden öldüğünü kocası da dahil kimsenin bilmemesi lazım.Otopsi raporu yazmaya gelen doktoru şehiri terk edeceğine ikna edip istediği gibi yazdırıyor ve şehri bir gemiye binerek terk ediyor.Her şeyini geride bırakarak.Ancak kadının kocası ölüm nedenine inanmadığı için kadını bir gemiyle ingiltereye götürmeye karar veriyor.ve evet doktorumuzla tabut aynı gemide.Doktor son ana kadar verdiği sözü tutmaya kararlı olduğu için tam tabut başka bir gemiye nakledilecekken kendini üzerine bırakıyor kurşun tabut ağırlığından çok derine batıyor ve ulaşılamıyor ve bizim doktorun cesedide liman civarında karaya vuruyor.Bu ilki olay arasında ki bağlantıyı da sadece doktorun gemide sigara içerken tüm bu yaşananları anlattığı hikayeyi bize aktaran kişi kurabiliyor.
Okurken biraz germekle birlikte merak uyandırıyor olay örgüsü aşırı iyi tabi ki zweig bu konuda benim favorilerimden.merak uyandırıyor ve psikolojisini çözmekte zorlanıyorsun karşındakileri anlamaya çalışıyorsun.
Yine de çok güzeldi bir solukta okunacak bir kitap tam kahve yanı gün içinde kafa dağıtmalık