·112 syf.····Okunma: 26 Temmuz 2023 09:12 Gerçek bir yaşam öyküsünün ele alındığı kitap. Mısırlı idama mahkum Firdevs.. Ortadoğunun nasıl bir cehennem olduğunu yüzünüze vuran bir kitap maalesef.
Okudum bir çırpıda bitti. İlk olarak nasıl bir coğrafya da yaşıyorsak Müge Anlı’da buna benzer öyküleri sürekli görüyorum dedim. Fakat düşündükçe kitabın ağırlığı nefesinizi kesiyor. İlk olarak nasıl bazı olayları kanıksadığımıza , normalleştirdiğimize inanamıyorsunuz. Tıpkı Firdevs’e sorulan soru gibi “ Hangisi başladı ? Baban mı, ağabeyin mi ? Yoksa amcalarından biri mi ? “ Bu soru bile nefes almanızı zorlaştırmıyor mu?
Ama Firdevs kendi gücünü keşfediyor ve o zamandan itibaren sistem içinde kaybolmuş ama güçlü bir kadın düşüncelerini okuyorsunuz. En çarpıcı yerlerden biri de hiçbir dinde kadının yeri olmadığı ve hatta hem yerde hem de gökyüzünde yine kadın için “özel” bir yer olmaması. Benim ifadem tabi Firdevs kadar güçlü değil. Ve Firdevs’in bir başka farkındalığı , evlilikle, icra ettiği meslek arasında tek fark kendisinin hayır deme seçeneği ve bundan para kazanması…Para da gücü beraberinde getiriyor. Firdevs paranın gücünü keşfediyor, ve parayla herkesin satın alınacağını. Hatta rütbe , meslek yükseldikçe ödenen paranın da arttığını..
Çok güçlü, ağır bir kitap. Her yönden çok net anlatımı var. Bir kadının maruz kalabileceği acıların büyük kısmını özetlemiş. Kadına karşı o iğrenç Ortadoğu kafasını, ve orada yaşayan kadınların maruz kaldığı sıkışıklıkta nasıl nefes almak için çalıştıklarının kanıtı kitap. Fazla kalın bir kitap değil ama her sayfası ayrı çarpıyor.
Kitapta Firdevs’in mırıldandığı şarkı ;
“Hiçbir şey beklemiyorum.
Hiçbir şey istemiyorum.
Hiçbir şeyden korkmuyorum.
Özgürüm ben “
Bu sözler Zorba kitabının yazarı Nikos Kazancakis’in mezar taşında da yazıyor.