Puan vermedi·168 syf.····Okunma: 02 Ağustos 2023 08:58 İki farklı kitabı mukayese etmek ne kadar doğrudur bilmem. Bazı kitaplar vardır ki birini okuduğunuzda, gözünüzün önüne önceden elinize aldığınız bir başka kitap gelir. Sanki kitap hiç bitmemiştir ve farklı bir evrende devamlı konuşur durur. Sana anlatacakları asla bitmemiş gibidir. Gözleriniz satırlarda yoğun bir şekilde dolaşırken zihninizde hep o önceki kitaptan kesitler duyulur. Giovanni'nin Odası işte bende böyle bir etki bırakarak rafıma kaldırıldı. Bir zamanlar "Beni Adınla Çağır" hayranı olarak günlerce haftalarca bu hikâyeye kafayı takmış olan ben, şimdi Giovanni ile bambaşka bir evrene yolculuk yaptım. Çevirdiğim her sayfada, kendimi, önceden belirtilen trajediye hazırlıksız kaldığımı fark ederek dört gün geçirdim bu kitapla. Üzerine söylenecek fazlasıyla şey vardır belki veya ben uzun zamandır inceleme yazamadan vaktimi hep başka şeylere ayırarak odak noktamı, yazma becerimi de yitirmiş olabilirim. Bilmiyorum. İnsan doğası gereği kimliğimizi, kaç yaşına gelirsek gelelim bazı anlarda reddetme huyumuzdan, kimimiz, muzdarip kalabiliyor. Seni var eden bu kalbi taşımak çoğu insan için bir savaş alanına dönüyor ve adını koyamadığın bir ton hisle baş başa kalıyor, belki de yıllarını, uğruna canını vereceğin kadar, bir koşuşturma içinde geçiriyorsun. Bana kalırsa hayatın en korkunç trajedilerinden biridir bu. En acımasız ve insanı dehlize sürükleyen en çarpıcı baş ağrısı. Belki birilerine umut olacağını düşünerek yazdı yazar bu kitabı. Belki bir yerlerde gerçekten sevilmeyi bekleyenler dururken, aklının mantığının buyruğuna kulak verenler için bir yol gösterici görevi görsün diye yazıldı. Buna her okuyucu farklı bir cevap verecektir eminim. Benim cevabım ise bu belirsizliklere değil yalnızca samimi, kalpten bir istekle bu kitabı okumanız olacaktır. Okuyun; çünkü kimliği belirsiz karanlık bir yerde birileri sizin cevaplarınızı bekliyor. Hatta cevap bekleyen siz bile olabilirsiniz.