·208 syf.····Okunma: 02 Ağustos 2023 17:59 Yazar kitabının son sayfalarında “Benim hayat görüşlerime göre oldukça zıt bir yaşam şekli var Fridaʼnın ama bir o kadar da hayranlık duyduğum özellikleri.” diyor Kahlo için. Benim hislerime de tercüman oluyor bu cümlesiyle. Hayatı karmakarışık acı olaylarla geçen bir kadın nasıl rengarenk olabiliyordu? Resimleri bana sanatsallıktan ziyade acıyı yaşatan, resimlerini sevemediğim bu kadının hayata karşı duruşu etkiliyordu beni de bazıları gibi. Frida bu da olmaz ne yapıyorsun böyle diye kızacak olurken dünyadaki pek çok kadını da görebiliyordum aslında onda. Kitapta da geçen şu cümledeki gibi: “Biseksüel gelişimi, tutkulu dişiliği, sanat başarısı, Diegoʼya olan sapkın aşkı, ihanetleri, aldatılışları, ailesi ile çatışmaları, babasına olan sevgisi ve onu gerçek diye nitelendirdiği aile sevgisinden uzaklaştıran kardeşi Cristinaʼnın ihaneti Fridaʼyı yarattı esasında.” Frida yaşadığı her şeyi kendi yüzünde sanatına bütün şeffaflığıyla aktarabilen, hayata sanatıyla tutunabilen güçlü bir insan olarak yaşamayı başarabildi. Bende de bu yüzden merak uyandırdı açıkçası. Taban tabana zıt olduğum bu kadını okuma serüvenim de karmaşık duygu durumlarına sürükleyerek akıp gitti. Gerçekten böyle insanlar vardı dünyada. Dünyaya kafa tutabilen deli insanlar. Deli diyorum çünkü ancak delilikle olabilecek şeyler yapmıştı bana göre. O kadar acı insanı delirtmesin de ne yapsın diye düşünüyor bir taraftan insan.
Kitabı beğendim mi, kısmen evet. Yazarın okuduğum bu ikinci kitabında da kişileri anlatış şekli beni memnun etmedi. Bir biyografi kitabında anlatılan kişilerin duygularını kendi yazdıkları(varsa) üzerinden anlatılmasını beklerim. Yazarın yaptığı gibi kendisini kişinin yerine koyarak onun ağzından cümleler kurmak doğru mu bilmiyorum. Beni bu durum rahatsız etti. Ve kitabın gerçekliğini bende azalttı. Kahloʼnun hayatına dair zaten çok fazla mektup, yazı bulunabilirdi ki bir yerde yazarda bunu dile getiriyor. “Pirayeʼde Nazım Olmak” kitabında da bu durumla karşılaşıp hayal kırıklığına uğramıştım diyebilirim. Diğer taraftan yazarın fotoğraflarla Fridaʼnın hayatını anlattığı yerler çok güzeldi.. Okuduğum bölümlerin hemen yanında resimlerin olması, fotoğraflarla güçlendiriliyor olması okumayı daha bir akıcı ve zevkli hale getiriyor. Yazar, Fridaʼyı hakkıyla bize anlatıyor buralarda. Bu yüzden kitap genelini ele aldığımda kitabı genel olarak beğendiğimi söyleyebilirim.
Şaşırtıcı, inanılmayacak hayatlar silsilesinden birisini daha okuyup bitiren ben tuhaf bir hisle oturdum bir süre. Ne okudum ben şimdi? “Salvador Dali:Ölümsüzlük Arayışı” belgeselini izlediğimde de aynı duyguları hissetmiştim. Ne izledim ben, demiştim. Farklı, çok farklı insanlardı bunlar. Benim dünyama ait olmayan çok farklı insanlar. Onları anlayabilmek, seslerini duyabilmek için en güzel yol okumak, izlemekti. Yoksa bu insanlarla nasıl bir arada olabilirdi ki insan? (Ki gerçek hayatta bir arada olsakta onu anlayamaz, kabul edemezdim ya..) Kendimizin dışındaki insanları anlayabilmek, ön yargılarımızı kırabilmek, aynı olabileceğimiz yanlarımızı keşfedebilmek için farklı kişilikleri okumalıyız diye düşünüyorum. Frida da bunlardan birisi.. Kitabı okuduktan sonra kitabın içerisinde bahsedilen Salma Hayekʼin baş rolünde yer aldığı “Frida” filmini de izlemenizi tavsiye ederim. Kahloʼyu merak edenler için başarılı bir film olmuş.
Bu ilginç ressamın hayatının bütün yönlerini benim gibi merak edenler kitabı gönül rahatlığıyla okuyabilirler. Kitap hakkındaki eleştirimi göz ardı etmemek koşuluyla tabiki.. Keyifli okumalar diliyorum..