Yazarın güzellik betimlemesinin sığlığı, Şebnem'in güzelliğinin sürekli üçlemelerle tekrar edilmesi beni ciddi anlamda rahatsız etti. Sırf bu sebeple kitabı bırakmayı dahi düşündüm. Bırakmayı düşündüğüm yeri alıntılıyorum:
"Çocukluğumun tüm resimlerinde annem çok güzeldi... çok-çok-çok güzeldi.
Annem maalesef her durumda, her haliyle güzel-güzel-güzeldi.
Ben de resimlerimde çok güzel bir bebektim. Sonra çok güzel bir kız çocuğu oldum. Sonra çok güzel bir genç kız oldum. Derken müthiş güzel bir kadın oldum..." (sayfa 99-100)
Buraya gelene kadar bir milyon kere güzel olduğunu okuduğumuz Şebnem'in güzelliği yine üstümüze boca ediliyor. Edebiyat bu değil. Bu olmamalı. Güzel/yakışıklı insan çok daha edebi, çok daha incelikli bir şekilde anlatılmalı. Öyle ki o kişiyi düşündüğümde gerçekten içim titreyebilmeli. Kaldı ki bu kadar güzel bir kadının göz/saç/ten rengi, boyu, kilosu, vücut hatlarıyla ilgili hiçbir betimleme yok. Benim hayalimde Şebnem'e dair bir yüz bile oluşmadı örneğin. Yazarın çok-çok-çok güzellemelerini aşarsanız kitabın devamını tatmin edici bulabilirsiniz (!)