Merhaba, bugün Sarsıntı 'nın ikinci kitabı olan Yüz yüze hakkında konuşacağız. Normalde psikolojik roman okuyan biri değilim bunu da sırf uygun fiyatlı olduğundan bir serinin 2. Kitabı olduğunu bile bilmeden almıştım ve bir süredir kitaplıkta yatıyordu. Sonunda okudum kitabı. Şimdi şöyle söyleyeyim eğer ilk kitabı okumayı düşünüyorsanız bu incelemeyi okumanızı tavsiye etmem. Spoiler olacak çünkü kalanlarla devam edebiliriz.
"Her şey sana aklımda bir oda vermemle başladı."
Kitabımız, Doruk'un (ana erkek karakter) evinde başlıyor, ortada büyük bir trajedi var. Ana kadın karakterimiz olan Derin'in, tecavüze uğradığını öğreniyoruz ve ona bunu yaşatan kişi sevdiği adamın, Doruk'un öz babası. Derin, Doruk başka bir şeylerle uğraşırken ona bunu yaşatan adamı fotoğraf karesinin içerisinde görüyor ve dünyası başına yıkılıyor. Travmalarının sebebi olan adam sevdiği adamın babası çıkıyor ve kitap boyunca (zaten kısa bir kitap) bunu okuyoruz. Yoğun aşk dolu sahneler yok, Doruk'la, Derin'in de 7'den fazla sahnesi ya var ya yoktur. Genellikle Derin'in işini yapışını ve Doruk'un ailesiyle tanınmasını istemesini düşünüyor, okuyoruz. Derin, bir psikolog olduğundan daha çok hastalarıyla farklı konularda görüştüğü sahneler var. Doruk, kızı ailesiyle tanıştırmak istiyor, kız o pezevenk yüzünden gitmek istemiyor falan derken kitabın en sonunda o sahneyi okuyoruz, tabii kitabın sonunu yazmayacağım. İsteyene yazarım. Son olarak Yiğit (Doruk'un kardeşi) ve Doruk'un annesinden de bahsedelim. İkisi de çok iyi karakterlerdi özellikle de Yiğit, Derin'e bu yolda çok yardımcı oldu.
Okuyabileceğiniz güzel bir kitap. Arda Erel
Yüz yüzeArda Erel · Epsilon Yayınları · 2020860 okunma