Çaresiz derdimin sebebi belli...
Puan vermedi·140 syf.··
2023 14. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2023 13:32
Bazı kitaplar öyle bir zamanda çıkar ki karşımıza bazen zehir bazen de panzehir olur hayatımıza. Yeraltından Notlar kitabının adı eçen bir kahramanı yoktur. Hatta anlatılan bir olay da yoktur. Dostoyevski bunu nasıl başarıyor anlamıyorum? Olay yok, kaharaman yok, sanki bir şey anlatmıyormuş gibi ama çok şey anlatıyor bu eseri. Belki de en çok alıntı yapılan kitabıdır Yeraltından Notlar. Kitap iki bölümden oluşur: Yeraltı ve sulusepken kısmı. Yeraltı Dosto'nun meteforudur. Kendisini toplumdan uzaklaştırarak yalnızlığını anlattığı, yarattığı bir iç dünya tasviridir. Popüler dünyanın zorunlu kıldığı aydın bir yalnızlıktan bahseder. Nedir aydın yalnızlık? Okudukça gelen uzaklaşma isteğidir. Okuma eylemi arttıkça idrak de artar ve bu durum acı vermeye başlar. Daha sonra şöyle şeylerle karşılaşırız: Sanki herkes normal de sadece biz yanlışmışız gibi hissetmek, sanki okumak, bir hastığa bulaşmakmış gibi çoğunluğun "sağlıklı" bakışlarına maruz kalmak. Bakın burada yeraltından bir alıntı yapmak istiyorum. " Okumaktan başka yapılacak işim,gidecek tek yerim yoktu, çünkü çevremde saygıya layık, beni kendine çekebilecek bir meşguliyet bulamıyordum." Son yıllarda ülkemizde biz okurlar da aynı şeyi hissetmiyor muyuz? Okuyan, sorgulayan insanlar dış etkilerle de olsa kendi yeraltı dünyasına itilmiyor mu? ne diyor Dosto: "Umutsuzluk en yakıcı zevktir, özellikle de içinde bulunduğun durumun çaresizliğini açıkça kavramışsan." Sonra başka yerde şöyle bir ifadesi de var: "Hiçbir şeyi değiştiremeyeceğin gibi, yapacak bir şeyin de yoktur." Bu cümleler çaresizliğin en iyi alıntılarıdır. Zaten kitabın içeriği de tam da budur. İçinde yaşadığı onca çelişkinin pençesine düşmüş çaresiz bir adamın dramı anlatılıyor. Size adsız kahramanımızın yaşadığı ufacık çelişkiyi göstermeme izin verin lütfen. Yukarıda çaresizliğin en iyi alıntılarını aktarırken çelişkinin düşürdüğü tazağa bakın. Diyor ki, -karşımda gücümün yetmediği bir taş duvar var diye büsbütün boyun eğmeye de razı olamam. Bu duygular içerisinde olan birini öyle güzel anlatıyor ki yazar, gerçek bir psikiyatr tahlili gibi. Kitabın ikinici kısmında ise birinici kısımda anlatılan soyut durumu somutlaştıran örnekleri barındırır. Yoldan geçen bir subaya omuz atıp düelloya davet etme isteği o kadar şidetlidir ki bunu yapmanın her ayrıntısını hayal etmesine rağmen yapamaz, sevmediği hatta aralarının hiç de iyi olmadığı bir arkadaşının veda yemeğine zorla kendisini davet ettirir hem de bunu yapmayı hiç istememesine rağmen, kendisine rağmen yapar. Kendisinden tiksinir bunları yaptığı için ama yine de yapmaktan vazgeçemez. Kendisine öyle acır ki, öyle ezer, hakaret eder ki bi yerde şöyle bir ifadesi var: "Kötü biri olmamak bir yana, herhangi bir şey olmayı da beceremedim: Ne kötü ne iyi, ne alçak ne namuslu, ne kahraman ne de haşerenin biriyim." Bu ifadesi bana nedense Kafka'yı hatırlattı. Kafka kendisini böcek gibi görürken Dostoyevski bunu bile kabul etmiyor.
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,5bin okunma
·
68 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.