Mektup-roman tarzında 1850 Rusya'sını bu kadar iyi anlatan başka bir kitap daha yoktur sanırım. Dostoyevski yoksulluk ve yoksunluğu dibine kadar hissettiriyor. Hatta bazı kısımlarında bu kadar da yokluk olamaz diye iç geçirdiğim oldu. Hele Makar'ın kaldığı evin bir odasında yaşayan ailenin çocuğunun ölümünden sonra yaşadıkları üzüntü ve bir yandan da bakacak bir kişi eksildi düşüncesi çok çok üzücüydü. Yoksulluğun sınırının olmayışı Yaşamak kitabını aklıma getirdi.