Bu Kitap Gerçekten Sihirli…
10/10
·704 syf.··
Beğendi
·
2023 1. kitabı
Sizlere “bir varmış bir yokmuş” ile başlayan bir masal anlatacağım. Dünya pandemi ile boğuşurken, eve kapandığı dönemde kafasındaki çılgın bir fikri uygulamak isteyen yaşı epey ilerlemiş bir yazar, çalışma masasına geçti ve sihir yapmaya başladı. Çocukluğunuzda hepiniz bir çok masalı ya dinlemiş ya da okumuşsunuzdur. Masallar bizlere çocukların hayal dünyasını süsleyen, onları zihinlerinde maceradan maceraya sürükleyen güzel hikayeler olarak anlatıldı. Büyüdükçe bu masalların gerçek ya da uzun versiyonları ile tanışmaya başladım. Hiçbiri zannettiğimiz gibi değildi. Hemen hepsi karanlık bir şekilde sonlanıyordu. Aslında o zaman masallar daha çok ilgimi çekmeye başladı. Stephen King, aslında bir çok yazarın denediği bir şeyi denedi. Masalları kullanarak bu evrene yeni bir masal katmak… “Peri Masalı” bu fikirle ortaya çıkmış gibi görünüyor ama her masalda olduğu gibi işler King’in beklediği gibi gitmemiş. Bambaşka yerlere gitmiş. Ee ne de olsa burası sihir dünyası… Charlie 17 yaşında liseli bir genç. Sporu çok seviyor, lisenin beysbol ve amerikan futbolu takımında, ismi gazetelere çıkacak kadar başarılı bir oyuncu. Boylu poslu, iri bir genç. Annesini çok kötü bir şekilde, erken yaşta kaybetmiş. Babasının alkol çukuruna düşüşüne ve oradan kurtuluşuna tanıklık etmiş, bu olaylar onu erkenden büyütmüş. Charlie bir gün yaşlı bir adamla tanışır. Ve masal bu ya, tüm hayatı değişir. Yaşlı adam Bay Bowditch kendisi gibi yaşlı olan köpeği Radar ile birlikte eski mi eski, büyük mü büyük bir evde yaşamaktadır. Onun sırları ortaya çıktıkça tavşan deliğinden geçip sihirli dünyanın kapılarını ardına kadar açıyoruz. Ne demişti tanıtım filminde? “En yakın dostunu kurtarmak için dünyanın sonuna gider miydin? Peki ya başka dünyaya?” Charlie bunu yapıyor, yapmak zorunda hissediyor kendini. Sihirle, büyüyle ve tabi ki bir yığın kötülükle dolu bozulmuş bir dünyaya adım atıp yüzlerce sayfa sürecek bir maceraya atılıyor. Hem de ne macera… Düşünsenize, çocukluğunuzdan bu yana bildiğiniz masallardaki karakterler ve olaylar birer birer karşınıza çıkıyor… Üstelik hepsinin harmanlandığı bir masalda kahraman olmaya başlıyorsunuz. Yeterince şaşırtıcı değil mi? Peki ya o dünyadaki kötü bir gücün bizim dünyamızı dahi etkileyebileceğini öğrenmek… Ve buna engel olabilecek tek kişinin siz olması… Hey hey bu kadarı da fazla, değil mi? King bu işte, oldu mu oluyor. İçeriğe çok fazla girmeden elimden geldiğinde kitabı anlatmaya çalıştım. Şimdi gelelim SON’dan sonrasına… King’in nasıl usta bir yazar olduğunu tartışmaya gerek yok sanırım. Ama yıllar içerisinde artık eski enerjisini kaybetmeye başladığını düşünenlerimiz çok olmuştur. Son dönemde yazdıklarını hep eski kitapları ile kıyaslar olduk. E Usta da artık 30 yaşında değil. 75 yaşında ve hiçbir şey eskisi gibi değil. Ama Peri Masalı bunu hissettirmedi. Sanki King Güneş Saati’ne çıkıp saat yönünün tersine bir kaç tur dönmüş gibiydi. Sanki her şey eskisi gibiydi. Her bir karakter, her bir olay o kadar başarılı ve o kadar özenli ki, kitap her geçen sayfada kendine hayran bıraktırma limitini artırıyor. Masalların kitaba hizmet eden birer araç olarak kullanılması birçok romanda karşılaşılabilen bir şeydir ama King’in masalları ele alışı ve olaylara adapte etmesi o kadar başarılı ki, bazı yerlerde kitabı kapatıp bir süre şaşkınlığımın geçmesini bekledim. Peri Masalı çok uzun bir macera. Tam 704 sayfa. Herkesin cesaret edip okuyabileceği türden bir kitap değil. Üstüne bir de “kitabın giriş kısmı” diyebileceğimiz bölümünün 200 sayfa sürmesi insanları iyiden iyiye düşündürebilir. Bu yazıyı okuyorsanız düşünmeyin derim. Başlayın, pişman olmayacaksınız. Kitap boyunca King’in pek çok eserine dolaylı ya da direkt göndermeler görüyorsunuz. (Kim gelincik tarlasını okur okumaz Can Ka No Rey’i hatırlamadı ki?) Bu göndermeleri yakalamayı çok seviyorum. Usta da bunu bildiğinden Sadık Okur’u memnun edecek küçük baharat serpiştirmelerini eksik etmiyor. Kitap süresince Tılsım, Ejderhanın Gözleri, Kara Kule esintileri yer yer kendini hissettiriyor. Özellikle Tılsım’da anlatılan dünyaya benzer şeyleri zaman zaman gördüm. Ama King kitabın hiçbir yerinde direkt olarak bir bağlantıdan söz etmiyor. Son olarak kitabın teknik kısımlarından da bahsetmek istiyorum. Peri Masalı, King’in son dönem eserlerinde imzasını gördüğümüz Gökçe Yavaş tarafından çevrildi. Genel olarak çok başarılı bir çeviri olduğunu düşünüyorum. Kendisi kitabın isminin Masal olması gerektiğini söylemişti, bence haklıymış. Kitabın editörü olan Elçin Kazancı da çok başarılı bir işe imza atmış. 704 sayfalık bu çok uzun romanda sadece 3 tane yazım hatası gördüm. Teşekkür ediyor ve gelecek King romanlarında da bu isimleri görmek istediğimi eklemek istiyorum. Kuyudan çıkarken… Peri Masalı bana Duma Adası ve 22.11.63 etkisini yaşattı. Ne alaka diyeceksiniz. Bu kitaplar dönemine göre kült King kitapları kadar başarılı sayılır. Peri Masalı da bence ustanın son dönemdeki en iyi kitabı. Ve uzun zaman sonra adından söz ettirecek bir roman gibi görünüyor. Peri Masalı, King’in çalışma masasında hazırladığı bir sihir ve okuduğunuz anda bu sihir etkisini göstermeye başlıyor. Unutmayın, her dünya sihirli ama sihre alıştığımız için bize normal geliyor…
Roman
Peri MasalıStephen King · Altın Kitaplar · 2023775 okunma
·
1.350 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kitabı sizin kadar beğenmesem de yorumunuzu okumak keyifliydi. Ellerinize sağlık.