Selçuk Baran dan okuduğum ilk eser. Artık favori yazarlarımdan biri. Tortu da favorilerilerimden ve herkese tavsiye edeceğim kitaplarımdam.Diğer öykülerini de okumak için sabırsızlanıyorum..Tam anlamıyla roman havasında bir öykü diyebiliriz.
Kitap 5 bölümden oluşuyor. Ablam, Arif Hikmet Bey, Konak, Zekiye ve Tortu şeklinde ilerliyor.
İlk kısımda bir abla kardeş ilişkisi, kasaba hayatı, çok sevdiği ablasıyla ayrı düşmeleri falan, klasik kısa öykü gibi geldi ama diğer bölümlerde durum farklılaşıyor. Hiç beklemediğim şekilde öykü çok farklı yerlere gitti.
Halim adında karakterimiz zengin, fabrikası olan memleketlisi Arif Hikmet Bey tarafından kente çağrılır ve onun konağında çalışır. Arif Hikmet Bey’in kişiliği, aile yaşantısı, aile bağları, çalışanlarıyla ilişkileri, keskin kuralları ve kendine kurduğu imparatorluk çok güzel bir şekilde betimlenip anlatılmış kitapta.
Ayrıca işçi sınıfının nasıl özgürlüklerini feda edip bu adama kul köle olduklarını, yaşadıkları bu hayatta gülmeyi dahi unuttukları yavan yaşamlarından memnun gibi görünmek zorunda kaldıkları çok güzel cümlelerle ifade edilmiş.
Dönem eleştirileri, zengin fakir, çalışan patron, köylü şehirli gibi kavramlar çok güzel harmanlanmıştı. İnsanın kalabalıklar arasındaki yalnızlığı, bir yoldaş arama çabası, şehir hayatında kimsenin birbirinine güvenemesi çağımızın devam eden sorunlarını vurgulanmıştı.
Kadının toplum içindeki yeri, yaptığı bir hata karşılığında ondan nasıl vazgeçilip cezalandırılması, en sevdikleri tarafından hor görülüp yalnızlaştırılması da ayrıca dönemin kadınlara bakış açısını yansıtmıştı diyebiliriz. Bu açıdan da dolu doluydu diyebilirim
Ve tabi ki kitapta Halim’in saf ve temiz aşkı da vardı. Buna da değinmek gerek. Zekiye için yaptığı şeyi çok az kişi sevdiği için yapabilir. Sevdiği kişiyi tüm hatalarına rağmen kabul etmek, sorgulamamak, onu kalbiyle kişiliğiyle sevmek herkesin yapamayacağı şeydi.
Halim’ in dediği gibi
“ Ben bağışlarım. Geriye hüzün kalır.” (Sf 97)
tam olarak kendisini ifade ediyordu.
“ Bizim gibi toptan bir vazgeçişe başvurmak zorunda kalanlar yakınmayı bilmezler; başkaldırmayı da. Elimizde kalanlar yaşadığımız günlerin bir tortusudur. Şu gün ne veriyor, bilmiyoruz. Yıllar sonra tortusunu tadınca bileceğiz.”
Kitap alabileceği en güzel adı almış “Tortu” ne mükemmel uymuş kitaba…
Mutlaka okuma listelerinde olması gereken bir kitap. Edebiyatımız da bir de Selçuk Baran varmış. Adı pek duyulmamış olsa bile tüm ağırlığıyla olmaya devam edecek ümidiyle..Hak ettiği okuma sayılarına ulaşması dileğiyle…