8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2023 18. kitabı
Oyunculuğuyla önemli işler yapan ve sempatik karakteriyle dikkat çeken Buğra Gülsoy, raflardaki en yeni kitabı "Luna" ile karşımızda... Gülsoy'un kalemiyle tanışmamın bu romanla olduğunu söylemeliyim. Ne zamandır okuma listemdeydi, dün Pazar tembelliğinde kitaplığımdan "Beni al!" diye bakıyordu. Daha kapağının güzelliği ve kapağındaki açılış cümlesi olan "Aslolan gerçek, bildiklerinde değil; bilmediklerinde saklı!" ile sizi içine çekiyor roman... Türü distopya hem de en karasından... Anlatımı gayet yalın ve sürükleyici, anlatmak istediklerini süse veya kelime oyununa başvurmadan sürükleyici bir şekilde naklediyor satırlarında Buğra Gülsoy. Satırları, sanki gelecekten günümüze adım atmış da olacakları haber veriyor görünümündeydi. Ana karakterle hemen bağ kurmamızı sağlıyor. Kolaylıkla Adem gibi düşünüp bu kişisel yolculukta onun gibi şaşkınlıkla bakabiliyorsunuz tüm olanlara... Luna karakteri ile bir rehber görevi görüp içimize ışık tutabilmesi romanın sevdiğim bir yanıydı. İkinci olarak sevdiğim şey, tüm insanlık arasındaki ikiliği, kutuplaşmayı, nefreti anlayıp bunun gelecekte savaş gibi çok büyük bir soruna dönebileceğini göstermesiydi (Günümüzde her yerimizi kutuplaşma ve ötekileştirme sarmışken, oldukça manidardı). Üçüncüsü, aşı ve büyük kitlesel güçler hakkında yaptığı göndermelerdi, gerçekten gelecekte büyük bir meseleye dönüşebileceğini görmüş. Ve son olarak da beğendiğim olay, Adem'in insanlığı kurtarma adı altında aslında kendine doğru yaptığı yolculuk, kendine dönüşü, kendi içini aydınlatmasıydı. Çünkü kendi içine yaptığın seyahat her zaman en zoru; fakat en değerlisidir. İnsanlık, serpentlerle ve karanlığı yayacak her türlü tehlikeyle karşı karşıya... Salgın hastalıklar, hastalık için geliştirilen aşılar, doğal afetler, dünya nüfusunun azalmasını bekleyen her türlü politika ile insanlık büyük bir tehlike altında... Kötücüller, dünyadaki ve insandaki enerji frekansının yükselmesini istemiyor. Bunun için de insanları her türlü kötülüğe, şiddete, kibre, korkuya yönlendirmeye çalışıyorlar. Böylelikle enerji frekansı düşük kalacak ve karanlık tüm dünyaya hükmedecek. Tüm bunlara karşı gelebilecek tek silah ise Adem! Adem sadece annesi olan, baba tarafını bilmeyen, annesini aşıdan dolayı kaybettiğinden fazlasıyla emin olan ve polislikle uğraşan ana kahramanımız... Bir gün çevirme yapmak için arkadaşıyla hiç olmadık bir semte sotelenen Adem için, yol kenarında gördüğü albino kızın cesediyle sonun başlangıcı gerçekleşiyor. Adem için bir uyanış gerçekleşiyor ve bilmeden yeni yaşamının ilk gününe adım atıyor. İstanbul'da yaşadıkları yüzünden kendini deprem bölgesinde bulan Adem için baba akrabalarıyla tanışması, uyanışının son aşaması oluyor. Dünyaya karanlık yayılması için serpentler kapanırken, Adem ise vereceği en büyük sınava doğru yol alırken buluyor kendini... Bu distopyada, iyilik ve kötülük açısından sorgulayabileceğiniz pek çok anekdot bulacaksınız. Ve bir günde bitirebileceğiniz bir kitap. Yalnızca sonunun biraz daha uzun tutulmasını isterdim. İleride dijital platformlara da güzel bir iş çıkabilir bu distopyadan!
Edebiyat
LunaBuğra Gülsoy · İnkilap Kitabevi · 2022669 okunma
··
2.011 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Oyunculuğu çok iyi olduundan zaten ya🙃magarsus da menderes samancılar da oynuyormuş al sana kudret✌️😊
“İleride dijital platformlara da güzel bir iş çıkabilir bu distopyadan!” Katılıyorum, Buğra Gülsoy Luna da Adem karakterinin yolculuğunda her şeyden bahsetmiş, Netflix teki atiye havası var sanki biraz.artı salgın hastalık ve deprem de katmış tam güncel dizilik olmuş bence de🙋‍♀️
Batuhan Babaoğlu
Gönderi Sahibi
Atiyeden iki gömlek üstün bir iş çıkar bence doğru cast ile.. Güzel olur yapılsa kirtabın kurgusu icabıyla