Tiamat Üzerine
7/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2023 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2023 01:40
İhsan Oktay Anar'ın son kitabının adı Tiamat, Akad diline ait bir kelimedir. Tiamat aynı zamanda antik Babil-Mezopotamya mitolojisinde tatlı su tanrısı Apsû ile çiftleşen ilk kaosun sorumlusu tuz denizinin ilkel tanrıçasıdır. Babil kaynakları Tiamat'ı bir deniz yılanı veya deniz ejderhası olarak resmetmişlerdir. Romanda İhsan Oktay Anar tahtaülbahirin (denizaltı) telsiz çağrı kodu olarak adlandırma tekniği ile Tiamat ismini seçerken tıpkı mitolojik varlığın sonu gibi bir son ile denizaltının derin karanlık sulara gömülüceğini önceden haber verir gibidir.Anlatının ilk giriş paragrafı ile son paragrafının aynı olması da bu düşüncemizi destekler niteliktedir. Aslında bu ilk giriş cümlesi: "Soğuk ve karanlık dipler boş ve anlamsızdı. Kadim batıklarda ölü denizcilerin kıpır kıpır yakamozlu ruhları, yakarırcasına kolları yukarıda, yosunlar gibi akıntıda kıvrılıp kıvranarak salınıyor, zeminde çürümüş leş katmanından ölümün nabzı gibi tek tük atan kabarcıklar tıp tıp kopararak yükseliyordu.(s9)" Tiamat ve içindeki mürettebat için işlerin iyi gitmeyeceğinin sinyalini verir. Aynı sayfada geçen: "Başlangıçta her şey soğuk, boş ve anlamsızdı." ifadesi kaos sonrası yaratılış mitlerine benzer bir atmosfer ortaya koyuyor. Anlatıda asıl olay mürettebatı ölmüş ( birçoğunun kafatasları çivi ile delinmiş ve beyinleri boşalmış şekilde ölen insanlar ) metruk bir şilepte bulunan göz alıcı, üstünde altın meleklerin olduğu bir sandığın ve yedi gümüş çivinin bulunması ile başlar. Bütün aksiliklerin başlangıç noktası da bu olacaktır. Post-modern tekniklerine alışkın olduğumuz İhsan Oktay Anar bu "tekinsiz ganimet" in bulunması ile yaşananları tıpkı Latin Amerika edebiyatındaki Gabriel Garcia Marguez, Jorge Luis Borges gibi büyülü gerçekçiliğin sınırlarını zorlayarak okuyucuya aktarır. Mülazım Subayı olan kahramanın konuşmaları bu düşüncemizi destekler niteliktedir: " Ya tekinsiz ganimet... Şu altın sanduka, yaldızlı melekli, cicili bicili, süslü püslü. Acaba hepimiz hayal mi gördük? Cümleten çıldırdık mı? Altını demirle mi karıştırdık, meleği ifritle, Tanrı' yı şeytanla? Işığa gidelim derken karanlığa mı daldık? Cennet yerine cehennemi mı seçtik? Mızrak çuvala sığdı, ama olanlar aklıma sığmadı.(s 85)" Bu anlatıda biz okuyuculara kendimizi Mülazım Subayı gibi hissettiren, hayal ile hakikatin müphemleştiği gerçekliğin ve fantastik büyülü dünyanın iç içe geçtiği bir evreni Puslu Kıtalar Atlası'ndan beri alışkın olduğumuz üslubuyla anlatan bir İhsan Oktay Anar karşımıza çıkıyor.
Edebiyat & Roman
Tiamatİhsan Oktay Anar · Everest Yayınları · 20225,5bin okunma
·
213 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.