--Spoiler Sayılabilecek Detaylar--
Kitapta iki benzetmeyi çok sevdim. İlki kitapları yakanların, okumayanların sonunda yanarak ölmeleri; ikincisi kitapları ezberleyen insanların kitap isimleri veya yazarlarıyle anılması.Çok hoş benzetmeler bence. Düşündükçe hoşuma gidiyor.
Kitapta mutlak mutluluk için kitapları kaldırmayı, gerçeklerden kaçmayı tercih etmeleri durumu bana çok tanıdık geldi.Acıdan kaçarak mutlu olmaya çalışıyorlar halbuki bir şeyin değeri yokluğunda anlaşılır, o zaman tatmin olma hissi anlam bulur. Ayrıca acı olgunlaştırır. Yetişkinler çocuk kalamazlar.Ana karakterdeki mutlu değilim isyanı da bu. Kendi kendine sorguladığı ufak bir bölüm var, orada dank etti bana da. Karakterin ruh hali anlam kazandı zihnimde. Bir de sevgi nedir, emek nedir onu da bilmiyorlar. Her şey mekanik, her şey demir yığını, zihinleri de bundan başka bir şey değil.
Bir de savaşın geleceğini bilmelerine rağmen akıl edip harekete geçememeleri var, ya da geçmemeleri mi? Uyuşmuş beyinler işte.
Bu kitapları ezberleyenler çok hoş. Kitap, kitap olarak değil bir insanın zihnine girdiği zaman hayat bulur, yaşar ve önem kazanır. Buna da yorumum bu.
Kitapta yorumlanacak bir çok şey var da ben bazı yerlerden bahsettim. Kafamda yer ettiği şekilde de ifade etmeye çalıştım.