·140 syf.····Okunma: 14 Ağustos 2023 01:41 Kitabı olabildiğince hızlı okudum. Çünkü, çok akıcıydı ve cümlelerinin içinde kendime bile itiraf edemediğim şeylerle yüzleşiyordum. Ama, yemin ederim ki bitsin diye okurken asla bitmesini istemedi. Çünkü, ben bile bazı şeyleri kendim yaşamış olsam dahi ne bu kadar anlayabilir ne de bu kadar anlatabilirdim. İşte bu da Dostoyevski'nin farkı. O kadar zeki bir adam ki -galiba sanırım artık bu en sevdiğim kitap olacak , Çünkü ;( bunun nedenini istesem de anlatamam) -Bu kitap ben de gerçekten bir yerlere dokundu. Hem de öyle bir yerlere ki... Gerçekten ağlamak istedim ama neden ağlamak istediğimi de bilmiyorum aslında. Çok keyifliydim , bu kitabı okurken en başlarda. Ama kitap biterken beni bir görseniz, belki de kitabın bitmesini istemediğim için... Sonsuza kadar sürse keşke... Ama , o benim gibi insanların; yıllar sonra böyle şeyler söyleyeceğini, düşüneceğini , yaşayacağını , yıllar önce tahmin etmiş olacak ki , kitabında şunu söylüyor:
" Biz yaşamla bağını kaybetmiş insanlarız. Hem de nesiller boyunca yaşamla bağını kaybetmiş babalardan meydana geliyoruz. Öyle ki, ilerde fikirlerden meydana geleceğiz. Öyle doğacağız."
Gerçekten de haklı . Hem de çoğu konuda. İlk başta kitabında söylediği gibi , gerçekten de Cesur. Ezik biri değil. Neden cesur biliyor musunuz? Tam olarak da kolay saadeti değil, kendisini yüceltecek ıstırabı seçtiği için cesur.
Bunu herkes yapamaz. Ben bunu çok yakın bir zamanda yaptım ve sonrasında aynı onun lise yüzünden çektiği acı yüzünden yaşadıkları gibi bir pişmanlık yaşadım. Ama içimden bir ses Haklı olduğumu da söylüyordu. Ya da bencil bir tarafım olduğunu biliyordum. Ya da toplumu mutlu edecek doğrular (Bu arada toplum demişken Gerçekten de bu kitap seneler önce yazılmış olsa da bazı toplumsal normların ve kişisel , cinsiyetsel tabuların asla yıkılmayacağını da fark ettim ve geçmişin çok sağlam olduğunu gördüm. Özellikle kadınlar hakkındaki Bazı Düşüncelerin temelinin sağlamlığını. İyi ya da kötü bilmem ama insan doğası Sonuçta. Aynen o da böyle diyor:" Eğer bir şey bilim kanıtladıysa onu istesen de istemesen de kabul edeceksin Sen doğayı kabul etmesen de o sana kendisini zorla da olsa kabul ettirir." zaten kesinlikle de öyle cinsiyetlerin doğası da böyle istesen de istemesen de. Kabul edeceksin . Kadınlar böyle , erkekler böyle... İstediğin kadar kadınlardan ya da erkeklerden nefret et . Sonuçta birbirimize muhtaç türleriz. İstediğin kadar içindeki o istemediğin Arzuları bastır. Bir gün bir şey olur gene çıkar karşına. asla yok edilmeyecek şeyler vardır (senin artık kişiliğin olmuş bir şeyler) Dostoyevski'nin hepimiz diye bahsettiği kısımlarda Ben de yer alıyorum çünkü ben de canlı dünyadan soğudum. biri bana canlı dünya hakkında bir şey anlatsın istemiyorum Aynen Onun dediği gibi kitaplardan öğreniyordum dünyayı kendimi Hayal dünyamı Saklamıştım adeta kendi yeraltımı yaratmıştım ve bunu sadece benim yaptığımı falan düşünüyordum işte bakar mısın egoistliğe . Ama kitap cidden yani onunla bu kadar benzediğimi benzeyebileceğimi Tahmin edemezdim günlük hayatımızda Hepimiz bir takım günahların kefaretini ödüyoruz ama Peki bu kefaretleri neden ödüyoruz mesela acıdan mı zevk alıyoruz Yoksa bu bizi kişisel olarak bir üst seviyeye taşıyacak bir acıma ve bu kitapta en iyi fark ettiğim şey neydi biliyor musunuz insan her zaman kendisi için iyi olmanı istemez bazen de gerçekten acı çekeceği şey ister çıkar değil mi o çıkarlarına ters olsa bile ister . Kitapta Dostoyevski'nin o nefretini o kinini geçmişini yaşadığım anıları hatırlayarak Ben de yaşadım onun nefret ettiği karakterlerden nasıl nefret ettiğini ben de hissettim Çünkü gerçek bir his bu sefer kitap karakterine duyduğum saygıdan dolayı değil kendi hislerimle bunları yaşadım ve gerçekten de pişman değilim çünkü kendimi bir üst seviyeye çıkaracak olan o ısrar olsa seçmişim iyi ki de seçmişim şimdi olsa belki seçmem ama seçmiş Halim kesinlikle çok daha iyi kitabında demiş ya kolay bir saadet mi geliştirerek ıstırap mı? Bende buna şu şekilde cevap veriyorum; belki de biz bu acılardan zevk alıyoruz. Belki de kolay saadet beni mutlu etmeyecek. Hep yarım hissediyorum kendimi o şekilde. Aynı kitapta dediğin gibi, biz başarıya ulaşmayı değil, başarıya giden yolu seven kör, topal insanlarız. Başarıya yaklaştığımızda her şeyi mahvederiz. Çünkü eğer başarırsak elimizde ne amaç kalır?