"On dokuzuncu yüzyılın sonu görecek kendi şairini."
10/10
·291 syf.··
Beğendi
·
2023 17. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 04 Ağustos 2023 15:51
Comte de Lautréamont 1868'de henüz daha 22 yaşındayken yazmaya başladığı Maldoror'un Şarkıları adlı şiir kitabıyla birlikte sürrealist sanatçıların bir çoğunu etkilemiş, edebiyata yön vermiş Fransız edebiyatının önemli bir şairi. Kitaba güzel bir ön sözle başlıyoruz. Ön sözlerin genelde gereksiz bilgilerle, spoilerlarla dolu olması beni çok rahatsız eder bu yüzden ön sözleri sevmem ama bu çok çok doyurucu bir ön sözdü. Ön sözün ilk kısmında Özdemir İnce, yaşadığı tarihteki şiir anlayışlarına da değinerek çeviriye giden yolu anlatmış güzel bir hikaye olduğu için buraya da yazmak istedim: "Hukuk fakültesinde okuyan Özdemir İnce bir yandan da kütüphanede çalışıyor. Bir gün tavan arasında bu kitabı buluyor, Fransızca bilmediği için de kitabı tanınmış bir şair olan İlhan Berk'e götürüyor. İlhan Berk ona: "Sen anlamazsın, kitabı okumak için Fransızca öğrenmene de olanak yok" diyerek kitabı alıyor. İnce'yse bir süre sonra Fransız dili bölümüne geçip okulu bitiriyor ve Maldoror'un Şarkıları'nı ilk kez Türkçeye çeviren kişi oluyor." Güzel bir başarı hikayesi ama asıl güzel olan İnce'nin kitabı bulması ve hayatının o noktadan sonra değişmesi. Maldoror'un Şarkıları zaten değişik bir havası olan büyülü kitaplardan biri ama ek olarak kitabın da çevirmenini seçmesi daha da büyüleyici bence. Kitabı okumaya ilk başladığınızda bazen sizi neyin beklediğini bilirsiniz, Maldoror'un Şarkıları'nda da daha ilk cümleden bu duyguyu hissediyorsunuz. Ön sözün ikinci kısmındaysa daha yazarın yaşamı odaklı, tarihsel olaylar ve kitabın basıma kadar giden yolu hakkında bazı şeyler açıklanıyor. Yazarla ilk kez tanışan biri olarak ben bu kısmı yararlı buldum fakat bu tarz ayrıntılardan hoşlanmayanlar da olabilir. Kitap genel anlamda toplayacak olursak üç bölümden oluşuyor: Birinci kısım kitabın çoğunluğunu oluşturan şarkılar, ikinci kısım poésies isminde şiir üzerine yazıların bulunduğu bölüm ve son kısım da mektuplar. Şarkılar: Altı adet şarkı, altı adet kötülüğe hitabet... Kitap boyunca insanların değerli gördüğü şeylere bir saldırı söz konusu.Örneğin başta Tanrı olmak üzere genel olarak din, namus kavramı, ahlakı oluşturan davranış kalıpları ya da saygınlık kazanmış insanlar üzerinden çoğulu kapsayan eleştiriler. Maldoror Tanrı'ya hep bir meydan okuma halinde, onu gülünç hallere sokup alay ediyor. İnsanların ahlak dışı bulduğu şeyleri yüceltirken, yücelttiği şeyleri ise çamura bulamasına tanık oluyoruz. Maldoror aracılığıyla sürekli bir kötülüğün içindeyiz. Bununla beraber gözlenmesi uzun yıllar sürecek, kuvvetli bir zeka ve bilinçli bir zihnin ürünü olabilecek mükemmel betimlemelerle kurulmuş toplum ve insan portreleri görüyoruz. Bu gözlemleri yapıp böyle cümleleri daha 22 yaşında kurabilmek büyük kabiliyet. Cümlelerin çevirisi bu kadar güzelse orijinal dilinde okusak tadından yenmez herhalde. Üsluptan dolayı yazar ilk başlarda karakterle o kadar bütünleşiyor ki yazarın kendisini anlattığı bile düşünülebilir ilkin fakat son kısımla birlikte oturuyor her şey. Ortaya konan karakter gerçekte biriyle hayat bulmuş olmasa da aslında hep içimizde yaşıyor zaten. İnsanlığın genel kötülüğünü temsil ediyor fikrimce. Maldoror yazarın yavaş yavaş işlediği bir fikir. Yazarın kitabın girişinde dediği gibi bu kasvetli ve zehirli sayfalar insanın ruhunu emiyor, kitap bittiğinde ise o zehir artık tüm vücuda yayılmış bulunuyor. Maldoror bir insanın en kötü hali nasıl olabilir sorusuyla ortaya çıktı belki de. Kitap boyunca iyi ve kötü nedir sorusu aslında zihnimi hep tırmaladı diğer onlarca soruyla birlikte.Yazar kendisi de kitapta şöyle diyor : "Ah! Öyleyse nedir iyi ve kötü? Güçsüzlüğümüzü ve en saçma yollardan bile olsa sonsuzluğa ulaşma tutkumuzu öfkeyle dile getirdiğimiz araçlar mıdırlar, tek ve aynı şey midirler? Yoksa birbirlerinden farklı iki şey midirler?" syf46 Poesís ise yazarlara sürekli bir eleştiri ve tehzil içeriyor. Özdemir İnce bu durumu yazarın yaşadığı toplumdaki değişikliklerden, kaostan kaynaklandığını söylüyor. Aslında dünya savaşlarını ya da büyük çaplı toplumsal olaylara tanık olmuş insanların genel durumu: yaşadığınız yer yaşanılmaz bir hale geliyor, bireysel yalnızlığa gömülüyor, anlam arayışı içine giriyorsunuz ama her şeyin içi boşalmış, her şey boşuna. Böylece genelde tüm her şeye karşı bir isyan baş gösteriyor. Kısaca dadaizm de denebilir.Bu kitap da dadaizm altyapısıyla oluşturulmuş sürrealist bir eser. (zaten temelinde akım da öyle ) Son kısım mektuplarsa kısacık bir bölüm ve kitabın yayımlanması için yazılmış mektupları içeriyor. Elimden geldiğince iyi ve anlaşılabilir bir inceleme yazmaya gayret ettim ama kitap çok daha ayrıntılı biçimde belki başka eserlere değinilerek, bazı kavramlar açıklanarak ele alınmaya çok müsait. Çok farklı açılardan uzun uzun incelenebilir, üzerinde saatlerce konuşulabilir. Okumak isteyenlere önerim kafanızın dolu olmadığı bir zaman diliminde başlamanız çünkü uzun betimlemelerden ve bazen kolay anlaşılamayan cümlelerden oluşuyor. Ayrıca dini anlamda çok hassasanız sizi rahatsız edebilir. Bunun dışında yeraltı edebiyatı sevenlerin sevebileceği bir eser. Okuyacak olanlara iyi okumalar dilerimm :))
Edebiyat
Maldoror'un ŞarkılarıComte de Lautréamont · İmge Kitabevi Yayınları · 2019677 okunma
·
437 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Çeviri serüveni örnek niteliğinde. Tebrikler Özdemir İnce
elanur
Gönderi Sahibi
Kesinlikle ek olarak hayatınız bir anda bambaşka bir yöne evriliyor, yaşamın bize neler getireceğini kestirmek zor