·394 syf.··Beğendi
···Okunma: 18 Ağustos 2023 10:26 İlk inceleme!
Öncelikle tabii ki Dostovskimin bu zamana kadar okuduğum tüm kitaplarını beğendim ve bundan sonrakileri de beğeneceğime eminim. Bende Dostovskiden uzun süre uzak kalamama hastalığı var. Ayda en az bir doz Dostoyevski okumazsam sonraki süreçte kendime gelemiyorum. Bu da böyle tuhaf bir takıntı... Bu tuhaf takıntının en büyük nedeni de bence benim karakterlerin psikolojisine bürünmek ve onlar olmak istememden kaynaklı. (ki Dostovskim de bu işte çok başarılı olduğuna göre..) Bu kitabında da beni karakterlerle birleştirdi ve psikolojileriyle büründürdü kendisine tekrardan hayran kaldım. Şöyle kendi kişisel ön mevzumdan bahsettiğime göre kitaba geçebiliriz.
Romanımızı baş karakterimiz Vanyamız bize anlatıyor. Kendisi tıpkı romanın sahibi gibi içi yazma tutkusuyla edebi ruhla yıkanmış bir karakter. Bunu okurken de göreceksiniz ki Vanyamız bir kısımda kendi yazma sürecinden bahsediyor peki soruyorum size bu süreç Dostovskimin hissettikleri değil de kimin hissettikleri YAŞASIN YAZARLAR VE YAZITLARINDAKİ KENDİLERİ... Vanyamız her şeyin başlangıcını bir olaya bağlayarak başlıyor anlatmaya. Anlattıkları dinlemeye değer şeyler onları size bırakıyorum ben sadece ilk incelememde bahsetmek istediğim karakterleri ucundan anlatıp kaçacağım.
İlk önce; seviyorum, sana tapıyorum, sensiz yapamıyorum sözlerini duymasına rağmen hala o aşkı sevdiceğinde göremeyen Nataşamızdan başlamak istiyorum. Nataşa aşkın en kötü yanına yakalanan içi sevda dolu ama karşılığını kuvvetli bir şekilde alamayan karakterimiz. Kendisi her şeyi göze alıp sevdiceğine kendinden ödün veriyor. Akıllı ve zeki olmasına rağmen yakalanmış bir hastalığa çok doğru kullanamıyor zekasını çok görmemek lazım çoğu kişi yaşıyor hayatında böyle sevdayı deyip diğer karaktere geçiyorum.
Diğer karakterimiz Nataşamızın havada kaldığını hissettiği aşk sözlerini söylediği ve saflığına çocukluğuna vurulduğu Alyoşa.(bir de bunun alçak babası var ona girmeyeceğim) Alyoşa dediğim gibi ve kitapta da çoğu karakterin dediği gibi aklı bir karış havada ve çocukça düşünen bir karakter. Kim ne söylüyorsa onun kafasındaki kalıba kendini sığdırıyor ve insanı çıldırtıyor. Okuduğunuz süreç boyunca iradesizliğine ve değişken fikirliliğine sinir olacaksınız.
Daha da uzatmadan beni en çok etkileyen karakterden bahsetmek istiyorum. Küçük Nelli, canım Nelli küçük yaşına rağmen ne kadar da gururlu ne kadar da güçlü bir kız çocuğu. Yaşadığı o kadar kötü yaşantının ardından bu kadar güçlü kalmaya devam etmesi insanı derinden etkiliyor. Duygularını en doruk noktalarda yaşıyor ve bedenini de bu yüzden yok ediyor. Vanyaya olan sevgisi her türden insanın imreneceği bir sevgi. Vanya yanından gittiğinde tıpkı günlerdir bir damla dahi sulanmamış bir çiçek gibi kuruyor ardından Vanya tekrar yanına geldiğinde canlanıp solan yapraklarını taptaze haline geri getiriyor.
Dipnot geçmek istiyorum kitabı okuduğum süreç boyunca birkaç kere ağlamış olabilirim şimdiden okuyacak kitapseverleri uyarmak istiyorum.
Bu ilk incelememdi ne kadar doğru ilerledim bilmiyorum umarım okuma hissi oluşturmuşumdur kitapta çok beğendiğim bir alıntıyı da paylaşarak incelememi bitiriyorum.
"Ama bakın şimdi size ne diyeceğim! Keşke imkan olsaydı da (ki insan tabiatı için bu asla mümkün değildir) herkes, hepimiz, benliğimizin en gizli köşelerini olduğu gibi açığa vurabilseydik; başkalarına, hatta en yakın dostlarımıza, sırası gelince kendimize bile itiraf etmekten çekindiğimiz ne varsa, hepsini korkmadan ortaya dökebilseydik, dünyayı saracak pis kokudan hepimiz boğulurduk."