10/10
·430 syf.··
2023 27. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 18 Ağustos 2023 16:25
Kitabı mutlu bitirmenin haklı gururu ile incelememe başlıyorum. Irvin D. Yalom'un uzun zamanlar çok satanlarda yer alan kitabı Nietzsche Ağladığında gerçekten ününü hakeden bir kitapmış. Yazar kitabını öğretici roman olarak betimlemiş. Ama kapsamı o kadar geniş ki ben tek bir sıfatta sınırlama yapamadım. Kitap hem bir olay romanı, hem felsefi, hem psikolojik, hem tıp alanında bilgiler veriyor. Kitapta psikolojinin doğuşuna tanıklık ediyoruz. Psikolojik sorunların çözümünün henüz bulunmadığı bir dünyada sonuçlar elde etmeye çalışan insanları görüyoruz. Elektrik tedavisi harici bir bilginin olmadığı bir dünya düşünün... Şu an ki dünyamızda bu çok düşünülemiyor. Herkes psikolojik sorunların cevaplarını kolaylıkla bulabiliyor. Ama henüz bu yöntemlerin keşfedilmediğini düşünün. Kitabı o şekilde okursanız daha da etkili olacağını düşünüyorum. Şimdi gelelim kitabın kısa bir özetine... Ara ara kendi fikirlerime yine yer vereceğim. Kitap Doktor Josef Breuer'in psikolojik sorunların kaçmak için çıktığı tatilde kendisine gelen gizemli mektubu okumasıyla başlıyor. Mektup Lou Salome isimli bir kadından geliyor. Kitabın dönüm noktası olan bu kadın oldukça gizemli, güzel, çekici, etrafındaki erkekleri parmağında oynatan bir karakter. Kendisiyle ilgili kitabı bitirince ufak bir araştırma bile yaptım. Doktor notu önemsemiyor ve küstahça buluyor. Fakat Lou pes edecek bir kadın değil. Josef ile konuşmanın bir yolunu buluyor. Lou , bir arkadaşının aracılığıyla Josef Breuer'in Anna O. adında bir kadını tedavi ettiğini öğrenmiş. Bu hastalık psikolojik olduğu için o zamanın tıp dünyasında eşi benzeri olamayan bir olay. Bu sebeple Breuer oldukça üne kavuşmuş. Lou, bu durumdan yola çıkarak bir arkadaşını tedavi etmesini rica ediyor. Bu arkadaş 19.yy'a damga vurmuş Nietzsche'den başkası değil. Nietzsche'nin psikolojik sorunları olduğunu, kendini öldürmeyi düşündüğünü söylüyor. Ama kendisi ile problemleri olduğunu, bu sebeple yapılacak tedavi ile kesinlikle bir bağlantısının olması gerektiğini belirtiyor. Hatta Nietzsche'nin bile tedavi edildiğinden haberi olması gerekiyor. Breuer , bunun imkansız olduğunu, yoğun bir doktor olduğunu, buna zaman ayıramayacağını söylüyor. Fakat Lou o kadar karşı konulmaz bir kadın ki , teklifi mecburen kabul ediyor. Bu sırada Breuer'in çok mutsuz bir evliliği olduğunu da belirtelim. Çok güzel bir eşi, çocukları, herkes tarafından takdir gören bir mesleği olmasına rağmen mutsuz. Anna O. takma adı olan Bertha isimli kadın hastasını tedavi ederken ona aşık olmuş. Kadının psikolojik rahatsızlıklarını tedavi ederken ki yakınlaşmaları karısını rahatsız etmiş ve sonunda hastasını başkasına devretmiş. Ayrı zaman da hem çalışanı, hem dostu olan Sekreterini de kovmak zorunda kalınca iyice yalnız kalıyor. Bu yalnızlık içinde Bertha anıları onu iyice esir almış. Yani anlayacağınız psikolojik tedaviler yapmaya çalışan bu doktorumuz da hasta. Kitapta ara ara Freud'u görmek de çok hoş. Freud henüz genç, mesleki çalışmalar yapan bir öğrenci. Breuer'in arkadaşı. Breuer , ona hastalarından söz ediyor. Birlikte çalışmaların üzerinden geçiyorlar. Ona Nietzsche'den bahsediyor. Freud , ilk başka bu işe girmemesi gerektiğini söylüyor. Ama Breuer, Lou'nun karşı konulmaz biz kadın olduğunu ve teklifi kabul ettiğini söylüyor. Nietzsche, bir şekilde doktorla görüşüyor. Sıkıntısının sadece migren olduğunu belirtiyor ve aşılmaz duvarlara sahip. Hatta migren ağrılarının doğum sancıları olduğunu ve bu sancılar ile baş yapıt olacak kitaplar ortaya koyduğunu söylüyor. "Bizi öldürmeyen şey güçlendirir." anlayışını görüyoruz burda. Breuer ise bu migren krizlerinin ic dünyasındaki sıkıntılardan kaynaklandığını söylüyor. Fakat Nietzsche'nin duvarlarını bir türlü aşamıyor. Nietzsche, resmen göçebe bir insan. Kalıcı bir evi, düzeni, işi, hiçbir şeyi yok. Breuer'e bu çok ilginç geliyor. Nietzsche'yi tedavi etmeye ikna edemiyor. Aynı zamanda zekasından çok etkileniyor. Onu ellerinden kaybettiğini düşünen Breuer çok üzülüyor. Fakat daha sonra Nietzsche'nin kaldığı pansiyonun çalışanı gelip doktoru buluyor ve Nietzsche'nin çok kötü bir kriz geçirdiğini , ölmek üzere olduğunu söylüyor. Breuer, hemen Nietzsche'nin yanına gidiyor ve onu son anda hayata döndürüyor. Bu olay ikisi için de bir dönüm noktası. Nietzsche sonunda tedavi olmayı kabul ediyor. Ama tek şartla. İkisi de birbirini tedavi edecek. Breuer, Nietzsche'nin migrenini, Nietzsche ise Breuer'in umutsuzluğunu. Hikaye burada başlıyor aslında. İkisinin tedavi boyunca konuşmaları, aforizmalarla dolu. Hepsini tek tek alıntı olarak yazsam anca . Bu tedavilere Breuer, ilk başta sadece Nietzsche'yi tedavi edebilmek için paravan olarak kullanıyor. Ama daha sonda bu yalan gerçeğe dönüyor. İkisi de birbirine yardım ederken Nietzsche'nin duvarlarının yıkılışına da tanık oluyoruz. Kitabın sonunda bir olay beni çok şaşırttı. Burada bunu söylemiyorum. Okuyup şaşırmanızı bekliyorum. Ayrıca iyiki de şaşırmışım dedim. Hele o Nietzsche'nin ağladığı bölüm, orada kullandığı cümleler... Beni derinden etkiledi. Birbirlerini tedavi ettiler mi yoksa sadece iyi birer dost mu oldular ? Bu size kalmış. Okuyup yorumlanabilir isterim. İyi okumalar
2023 Okuma Raporları
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470bin okunma
·
60 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.