Puan vermedi·148 syf.··Beğendi
· Uzun zamandır kitap okuyamayan, okumaya başladığı kitapları bitiremeyen biri olarak okumaya dönüşümün kitabı oldu diyebilirim. Bazen bazı kitaplar tam da o an okunması gereken kitaplardır; o an ona ihtiyacınız vardır, size ışık tutar belki de zaten bildiğiniz şeyler yazar içinde ama o an yüzünüze vurulması gereklidir. İşte bu kitap da benim için böyleydi. Bir arkadaşımın hediyesi olan ve aylarca beklettiğim ama tam da zamanında okuduğum kitabım... Ya da belki de Sidddharta'nın da dediği gibi aslında zaman diye bir şey yoktur, bir yanılsamadır ve ne zaman okumuş olursam olayım aynı düşünce de olacaktım, bilmiyorum, çok da önemli değil zaten.
Kitabın en başında genç Siddharta kendi yolunu çizmeye karar veriyor. tüm öğretilere ve öğretmenlere sırtını dönerek hayatı yaşayarak öğrenebileceğine inanıyor ve bu yolda her şeyi bırakıp arayışa çıkıyor. Ancak ne ilginçtir ki kendini, nefsini eğitmeyi öğrenip yıllarca didindikten sonra günah işlediğinde, yoldan saptığında, hatalar yaptığında kendini yaşamış hissediyor. Onca sene nefsini eğitmeye çalışan adam bir kumarbaz oluyor. Benzer bir durumu Stefan Zweig'in Olağanüstü Bir Gece kitabında da görüyoruz. Orada da hayatı belli kurallar ve sınırlarla yaşayan, asla aşmayan bir burjuva at yarışların kölesi olduğunda yaşadığını hissediyor.
Belki de hayat budur; kendi sınırlarını doğrusuyla, yanlışıyla yaşayıp kendi kararların sonucunda çizdiğinde o hayat senin hayatın oluyordur.
Benim için kitabın en güzel yanlarından biri de mükemmel algısını kırmasıydı. Tanrısallaştırılan, mükemmelleştirilen her şeyin aslında iki yönlü olduğunu; mutlak iyi ve kötünün olmadığını, her şeyin bir bütün olduğunu çok güzel aktarmıştı yazar. Bir yandan da tepetaklak gittiğin zamanlarda bile işin içinde hep bir iyilik bulunabileceğinin vurgulanması umutlarımı yeşertti diyebilirim.
Daha söylenecek çok söz vardır belki ama mevcut yaşımda, mevcut yaşantımmda bana hitap eden kısımlar bunlardı, kim bilir belki de yıllar sonra en çok aklımda kalacak olan baba oğul döngüsü olacak, Kamala olacak, bilmiyorum ama bence her insana hitap edecek bir şeyler barındırıyor içinde. Gerçekten de ''tüm bireylerin benimseyebileceği şeyi'' yakalamayı başarmış Hesse.