·222 syf.····Okunma: 23 Ağustos 2023 00:09 Kuyucaklı Yusuf. Sabahattin Ali'nin okuduğum ilk kitabı... Kimi zaman çok hüzünlendiğim, bazen sinirlendiğim ama hep merakla beni sona sürükleyen bir kitap oldu. Yusuf'un hikayesi ailesinin kaybı sonucunda Kaymakam Selahattin Bey'in onu evlat edinmesiyle başladı. Yusuf bu hayata hep yabancı gözlerle bakmış ve bir türlü aidiyet hissedememişti. Ne var ki insan kendisi olmaktan zevk duyduğu yerlerde sadece aidiyet hissedebilirdi. Fakat Yusuf' un bu hayatının devasa iddiasızlığın içerisinde artık tutunacak bir dalı vardı: Muazzez. Hayat onları kaymakamın ölümüyle bambaşka bir hayata sürüklemiş ve zorlu yolda en çok birbirlerine sığınıp en çok birbirlerinde kayboldular. Anneleri Şahinde Hanım'ın lüks hayat düşkünlüğünden ve Yusuf' u istemeyip hor görmesinden ne mevcut hayatları düzgündü ne de gelecek hayatları güzel bir hal alabildi. Yusuf'un yokluğunda kızını çekmiş olduğu girdap yaşayacakları muhtemel güzel günleri de yok edivermişti. Üzgünüm ki ve ne yazıkki bu hikayede de yine para ve güç galip gelmişti. Çok fazla içerik bilgisi vermek istemiyorum ama bir söz var ya hani; insanın en serin anında bile, içinde tutuşan bir yer vardır kimse bilmez. Baharı bekler, bahar gelmez. Bir ömür suladığı çiçeği solar, kimse görmez. Sonra bir an gelir; çiçek koparılır, saksı kırılır, pencere kapatılır, perde çekilir. İnsan o eşikte, her şeyden vazgeçer. Yusuf için bu hikaye kayıpla başladı ve kayıpla bitti. En azından bu hikayenin kötü başlayıp mutlu bitmesini çok isterdim. İçim buruk:(