10/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2023 224. kitabı
Psikoloji ve bilinçdışı kavramları denince akla gelen ilk isimlerinden biri olan psikanalist Sigmund Freud'a göre unutma diye bir şey yoktur. Unutulduğu düşünülen her şey, bilinçten soyutlanmış bir halde bilinçdışında varlığını devam ettirmektedir. Bu bağlamda, biz farkında olmasak da geçmişte yaşadığımız olumlu ya da olumsuz her türlü deneyimimiz, anılarımız, travmalarımız bilinçdışı belleğimizde saklı bir şekilde bulunmaktadır. Sorun şu ki, yaşadığımız birtakım olumsuz ve travmatik deneyimlerimiz, benliğimiz tarafından tam olarak sindirilemediği ya da çözümlenemediği vakit farklı şekillerde bilincimize tekrar etki edebilmektedir. Öyle ki bugün birçok insan, çocukluk dönemlerinde yaşadıkları çok çeşitli travmaların etkilerini yetişkin hayatlarında da yaşamakta, duygu, düşünce ve davranışları bundan etkilenmektedir. Bilinçdışımızın kapasitesinin sınırsız olduğu yönünde görüşler bulunmaktadır. Beynimizdeki milyarlarca nöron ve onların kendi aralarında kurdukları çok daha fazla sayıdaki sinaps bağlantıları göz önünde bulundurulduğunda, kapasitesinin sınırlarını kestirebilmek gerçekten çok güçtür. Bilinçdışımız, bizi olası tehlikelere karşı uyarmak, korumak, çatışmalarımızı çözmemize rehberlik etmek ya da bizi ruhsal olarak olgunlaştırmak amacıyla bilincimizle iletişime geçmeye çalışmaktadır. Ancak bilinçdışımız bize vermek istediği mesajları doğrudan değil de sembolik bir dil ya da duygularımız aracılığıyla aktarmaya çalışır. Bu bağlamda, rüyalarımızda zaman zaman gördüğümüz, saçma ya da anlamsız olduğunu düşündüğümüz birçok olay, bilinçdışımızın sembolik bir dil kullanarak bizimle iletişime geçme çabası olarak yorumlanabilmektedir. İşte bu kitap; farkındalık, bilinçdışımızın dilini anlamak, kendi karanlık yanlarımızda yüzleşmemiz ve değişim için, okuyucuya yol gösteriyor. Bu yönde bize rehberlik edecek bir okuma keyfi sunuyor. Türü sevenler mutlaka okumalı. #Uyanış ^ ^ #alıntı Kişilik bozukluğunın şekillenmesinde hangi faktörlerin ne oranda rol oynadıkları piskoloji alanında öteden beri süregelen bir tartışma konusudur, ancak son dönemde anne ve bebek etkileşimini konu alan araştırmalar sayesinde, bağlanma dönemi olarak kabul edilen 0-3 yaşın kişinin kişilik bozukluklarının şekillenmesinde oldukça önemli bir etkiye sahip olduğu fark edilmiştir. ^ ^ @kanonkitap @dr_umit_akcakaya #psikoloji #bloghemsire #bookstagram #kitap
UyanışÜmit Akçakaya · Kanon Kitap Yayınları · 201996 okunma
·
51 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.