Agatha Christie'nin her kitabını okumuş olduğumu söyleyemem ama çoğu kitabını lise öğrencisi iken okumuşumdur. Ama çok sevdiğim söylenemez Hercule Poirot karakterini. Açıkçası ben Sherlock Holmes fanıyım. Poirot karakteri benim için Holmes çakması tadında olduğum için okumak için okuduğum polisiye kitaplardır genellikle Christie'nin kitapları. Holmes karakterini özlediğim de başlarım genellikle. Fakat yetişkinlikte tekrar denemek istedim ama yine de sahte bir Sherlock tadı almadan duramadım. Polisiye kurgu bakımından fena değil hatta karakterlerin cinayetle bağlantısı açısından şaşırdığım yerler oldu. Sonunda tüm ayrıntıları yüklemeye çalışmak, ingiliz dedektif polisiye edebiyatının parçası olsa da aceleye gelmiş hissinden kurtulamadım. Yazar, yanılmıyorsam İstanbul'da seyahati sonrası yazmış bu kitabı. Buna rağmen İstanbul' a ilgili hiçbir anlatım yok. Sadece yazarımızın da zamanında kaldığı Tokatlıyan Oteli'nde(Pera Palas) bir yemek yiyor karakter. Onda da pek bir gözlem olduğu söylenemez. Christie'nin dilinde de aristokrasiyi yüceltiğini ve diğer milletlerden insanlara ait gözlemleri beni biraz rahatsız ettiğini fark ettim. Holmes fanı olmaya devam sanırım. Doğu Ekspresinde CinayetAgatha Christie