Gecenin ilk müşterisi olan, sabahçı kahvelerinde, çorbacılarda ayılan genç adamlar. Bazen en anlamsız yüzü yaşamın ve bazen yel değirmenini arayan içli bir hatıra. Henüz ölmemiş ve ölümle tanışmamışlara yazılmış hikâyeler... Namluya sürülmüş küfür. Büyümemiş bir çocuk.... Pati yapan arabalar, yutkuna yutkuna dinlenen şarkılar ve hayattan meseleler... Kutlanan yenilgiler.. "Hayat, kerpiçten bir gökdelen sevgili kardeşim, yanlış bir parantezde yaşıyoruz. Bırak konuşalım, iki çift laf edelim, yüz yüze bakıyoruz..."
Emrah Serbes, hayatı kendine katık eden, sokaktan çağlayan bir sesle yeraltının dumanını anlatıyor bize. Bitmez bir ergen öfkesiyle kuyuya düşmüş çocuklara sesleniyor.
Emrah Serbes'ten parça parça anlar, parça parça anılar, paramparça hikâyeler...