Gönderi

O liman
9/10
·517 syf.··
Beğendi
·
2023 33. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2023 15:56
"Bırakın kanım kaynayarak geçsin ömrüm! İçip hayal şarabını yatayım sarhoş! Görmesin şu çamurdan ruh evini gözüm Tozun içinde devrilmiş bir mabet, bomboş!" (sf:1) Martin Eden' ın o şarabı tatmasıyla başlıyor herşey. Tüm o mücadele. Alıp götüruyor denizin dalgalrında. Ama Martin Eden iyi bir denizci. Vardığı limanlarda umduğunu bulamayan. Bir gün kavgadan kurtardığı bir gencin evine davet ediliyor. Ve uzaktan o tabloyu görüyor. Aşık olduğu kızla beraber "eğitimli" burjuva sınıfı. Ve tadaa artık yaşama amacını mücadelesini bulmuştur. O insanlara erişebilmek için okumak, yazmak, yazar olmak ve Ruth'la evlenmek. Ve mücedelesi başlar. Okur, okur, yazar, çok çalışır ve o tabloya yaklaşmaya başlar. Ama ya o tablo uzaktan görüldüğü gibi değilse... Martin'de en sevdiğim ve gıpta ettiğim şey ne için olursa olsun (buraya da geleceğim) çabası oldu. Olduğu noktadan vardığı noktaya. Hemde kısa süre içinde. Ve sonrasında ne olursa olsun istediği şey için daima çabalamaya devam edebilmesi. Gerçeklerin sandığı gibi olmaması hatta sanmadığından çok daha kötü olmasına rağmen. Ama bir noktada bir şeyi niçin istediğimize dikkat etmemiz gerekiyor değil mi? Çünkü ya o neden de ya aslında o değilse ve o da elimizden giderse? Ya sonrası... Spoiler perileri: !!! "Onu gerçekten sevmediğini şimdi anlamıştı. Sevdiği şey Ruth değil, idealize ettiği, kendi kafasında yarattığı uhrevi bir şeydi; kendi aşk şiirindeki ışık saçan ruhtu. Hakiki Ruth'u, sınıfının tüm o kusur ve zaaflarını taşıyan, o sınıfın psikolojisinin umutsuz sınırlarıyla kısıtlanmış burjuva Ruth'u hiç sevmemişti." (sf:460) Ve işte kaçınılmaz zaafımız, sevme meselesi. Aslında aşk hakkında en başından beri Martin'e hiç katılmadım. Ve Ruth'u da en başından beri sevmedim. Bana göre olmayan bir karakterdi. Müesses nizamın altında kalmış, yok gibi biri. Bence aşk olması zorunlu olan yüce bir şey değil. Olsa güzel olur ama onu bulmak için uğraşmak anlamsız. Ne kadar şansımız varsa. Ama sevgi aynı değil. Bir şeyleri veya birini sevmek, bir şeye tutkuyla bağlı olmak, birileri tarafından sevilmek. Gerçekten bizi aşmayan bir şey için sadece biz olduğumuz için sevilmek Bunlardan birine sahip olmaya ihtiyacımız var. Ama yine de Martin'e içerlemeden edemiyorum. Ruth'la aşık olmasaydı gibi bir şey söz konusu olamaz herşeye onun sayesinde başladı ama sonrasında onun hayalinden ayrılabilseydi Brissenden'i dinleyip denizlere açılıp yazmaya devam etseydi sadece yazmak için. Olabilir miydi? Sanırım asla bilemeyeceğiz. En azından Martin Eden için. !!! Martin Eden benim bulduğum değil beni bulan bir kitaptı ve elbette bu kadarla sınırlı değil. İçinde daha bir çok şair, yazar, fikir, akım, eleştiri ve daha öğrenilebilecek, çıkarılabilecek bir sürü şey var hem kitaptan hem yazarından. Jack London Ama benim yazıya aktarabildiklerim bu kadar sanırım. Umarım diğer şeyler de birikir başka yerlerden filizlenir. Şimdilik bu kadar olsun. Kitabı okuduktan sonra izlenebilecek güzel bir video: youtu.be/OfYNmIOhV7Y?si=...
Mücadele
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma
·
37 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.