Yani bu kitap için ne söylenebilir ki. Dayak, işkence, tutsaklık, tecavüz derken okurun ruhunu dağlayan kitaplardan.
Nijerya'da Boko Haram örgütü, devletin başına bela olmuş, müslümanlığı yayma gerekçesiyle köyleri tek tek basarak evleri ateşe vermiş, erkek çocukları militan yapmak için kaçırmış, kız çocuklarına tecavüz etmiş veya onları bir yerlere satmış. Sözde müslüman olduğunu iddia eden bu insan müsveddelerinin yapmış oldukları vahşet kan donduran cinsten. Resmen insani doğaları şeytani bir hal almış. Evleri yakılan insanlar açlık içinde bir lokma yemeğin derdine düşmüş, yıkım, çürümüşlük ve ölüm her yanlarını sarmış.
TRT Belgesel'de Büyük Mücadele adında bir program var. İnsanlar tok yatmak için ne mücadeleler veriyor. Bir bölümde Nijerya'da yaşayan bir aileye denk geldim. Aile aç, aile sefil bir durumda. Baba gözü yaşlı bir şekilde, 13 yaşındaki kızını Boko Haram örgütü tarafından kaçırıldığıdan bahsetmişti. Kızımın akıbetini merak ediyorum demişti. Aslında biliyor, ama dile getirmiyor, getiremiyor. Boynu bükülüyor, gözleri çok şey söylüyor ama konuşamıyor. İzlerken çok etkilenmiştim. Gerçi Büyük Mücadele'de öyle hayatlar var ki. Her biri birbirinden acı, dayanılmaz. Kitabı okurken o babanın sessiz çığlığı yankılandı kulaklarımda. Gerçekten yaşadıkları çok zordu. Ve en kötüsü de bu örgüt günümüzde faaliyetlerini devam ettirmekte.
Kitabın ilk yarısı tempoluydu, çok hızlı bir şekilde okudum fakat ikinci yarıda hikaye sekteye uğruyor. Konu bütünlüğü yok oluyor. Sanki devamı varmış gibi. Sansürlenmiş gibi geldi bana Boşlukları biz doldurmak zorunda kalıyoruz Kitabın orijinal baskısında da durum böyleymiş. Yani çevirmen hatası değil bu. Yazar bazı durumları yüzeysel anlatarak okuru çıkmaz bir sokağa sokuyor. Kopukluk nedeniyle anlamak zorlaşıyor.
İlk yarısı akıcı ama tüyler ürpertici. Satırları sindirmek çok zor. Devamı çok sıkıcı ilerledi, sayfalar akmak bilmedi. Gerçi kitabı genel olarak değerlendirecek olursam, ilk yarı 10/10'luktu. İkinci yarı ise 1/10.