Bugün sizlere ortaokul düzeyinde okutulan ve benim maalesef daha yeni okuduğum bir kitaptan bahsedeceğim. Kitabımız 1907 yılında Macar yazar Ferenc Molnar tarafından yayınlanmış. İlk yayınlanması kitap şeklinde değil de haftalık bir çocuk dergisinde yayınlanarak olmuş. Kısa sürede dikkat çekmiş ve 1968 yılı yapımı, Oscar adayı bir filmi de çekilmiş.
Ayrıca yazarımız aynı zamanda bir gazeteci olduğundan 1. Dünya Savaşı sırasında muhabirlik yapmış Galiçya cephesinden.
Kitapta bir şehirde yaşayan iki grup çocuktan ve bu çocukların birbiriyle olan çatışmalarından bahsedilmiş genel olarak; ama özele indiğimizde bu iki grubu kendilerine Pal Sokağı Çocukları diyen yaşça daha küçük ve yoksul çocuklar ve yaşça daha büyük ve durumları iyi olan Kırmızı Gömlekliler olarak ayırabiliriz.
Pal Sokağı Çocukları, Macun Cemiyeti diye bir cemiyet kurmuşlardır. Kısaca açıklamak gerekirse: buna Macun Cemiyeti deme sebepleri, topluluktaki çocukların her birinin etraftan cam macunu toplayarak bunları birleştirmesi olmuş. Macun Cemiyeti’nde çeşitli görevler var ve mesela başkanın görevi macunu sürekli çiğneyerek ıslak tutmak şeklinde.
Bu çocuklar Arsa dedikleri bir odun deposunu kendi üsleri olarak belirlemişler ve okuldan arta kalan zamanda Arsa’ya giderek çeşitli oyunlar oynuyorlar. Bu sıralarda Kırmızı Gömlekliler denilen grup da civardaki küçük çocuklara kan kusturup onların oyuncaklarına el koyuyorlar. Ve bununla yetinmeyip bizim Pal Sokağı Çocukları’nın Arsa’sına göz koyuyorlar. Pal Sokağı Çocukları ise Arsa’larını yuvaları bellediklerinden orayı korumak için plan üstüne plan, taktik üstüne taktik yaparak vatanlarını savunuyorlar.
Sizce savunmuşlar mıdır yeterince?
Tahmin etmek çok zor değil.
Fazlasıyla sıcak, samimi ve yoksulluğa değinmesine rağmen insanın içini umutla dolduran bir kitap. Çocukların birbirlerini koruyup kollamaları, özellikle Boka’nın liderliği, Nemecsek’in yaşça küçük olduğu için ordan oraya koşturulması, buna rağmen arkadaşlarını çok sevmesi, Gereb’in arkadaşlarına ihaneti, Kırmızı Gömlekliler’in lideri olan Feri Ats’ın aslında iyi niyetli birisi olması, Barabas ve Kolnay’ın iktidar savaşına düşmesi, Csonakos’un ıslıkları… Daha yazacak çok şey var tabi ki ama bence kitapta asıl öne çıkan, geri kalan kısımları unutsanız bile hatırlamanız gereken 3 olay var.
• Boka’nın doğuştan bir lider olması ve yaşıtı olan onca çocuk tarafından sonsuz saygı duyulması.
• Nemecsek’in sağa sola koşturulması ve bir yere ait olma bilinciyle bunları mızıldanmadan yapması, zaten çıtkırıldım ufak bir çocuk olduğundan birkaç kere soğuk suya düşünce/atılınca hastalanması ve hayatını kaybetmesi.
• Nemecsek’in terzi olan babası, ölüm döşeğindeki oğlunun başındayken gelen kıyafet siparişi ve o sayfalarda anlatılan buhran…
İnanın bu bahsettiğim 3. olay o kadar ağır, o kadar üzücü ki… Kitap bir çocuk kitabı olmasına rağmen çoğu kitapta karşılaşmadığım bir derinliğe sahip olmuş o anda. Kitaptaki çocuksuluğu, rekabeti, kimlik arayışını almış yazar bu noktada, bambaşka bir yere taşımış. Mesela nerelere taşımış? Hayatın adil olmayışına, zenginlerin fakirleri çok da umursamayışına, yaşam mücadelesine, ebeveynliğe…
Ortaokul çağındaki çocuklarda psikolojik olarak olumsuz bir etki bırakacağını çok sanmıyorum ve onları hayatın gerçekleriyle tanıştırmak için güzel bir kitap seçimi olabilir. Biz yetişkinler için de çocukluğumuzu hatırlamak (özellikle benim gibi cıvıl cıvıl bolca sokakta oynamayla geçen bir çocukluğunuz olduysa) için birebir. Kesinlikle tavsiye ediyorum.
İyi okumalar!