Gönderi

6/10
·284 syf.··
2017 23. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2017 00:00
Benim için çok anlamlı bir hediyeydi Anne. Çok özel bir zamanda gördüğüm ve çok özel birinden hediye aldığım bu kitapta 13 yaşındaki bir kıza kendisinden 75 sene sonra yaşayan 27 yaşındaki hemcinsi hayran kalabiliyormuş, bunu öğrendim. İki sene boyunca bir saniye bile dışarı çıkmadan yaşanan esaret hayatı. Elbette ki gıda gibi temel ihtiyaçları onlara sağlayan yardımsever insanlar var. Savaş zamanı olduğundan bu temel ihtiyaçlar karaborsadan veya çok kısıtlı miktarlarda kuponlarla elde ediliyor. Temin edilen gıdanın durumu ise oldukça kötü. Zaten birçok besine savaş esnasında ulaşabilmek mümkün değil. Saklandıkları yer bir iş yerinin arka tarafı olduğundan mesai saatlerinde mümkün olduğunca ses çıkarmamaları gerekiyor. Camları açmak çok tehlikeli. Bu nedenle uzun bir süre yetersiz gün ışığı ve havasız ortama maruz kalıyorlar. Üstelik bu sıkıntılarla çok küçük bir ortamda sekiz kişi bir arada yaşayarak baş etmeye çalışıyorlar. Böyle bir ortamda yetişkin bir insanın bile psikolojisi pek sağlam kalamaz. Anne bu durumda elbette ki duygusal dalgalanmalar yaşıyor ancak öyle metanetli bir duruş sergiliyor ki hayran kalmamak elde değil. Yaşadığı her bunalımın ardından ümit etmeyi bir şekilde başarıyor. İç dünyasında yaşananlar ülkesinin içinde bulunduğu şartlardan farksız. Ama o bir gün dışarı çıkıp oksijeni ciğerlerine dolduracağı, güneşin ışıklarından gözlerinin kamaşacağı anı beklemekten asla vazgeçmiyor. Bu kadar zor şartlar altında iken, yetişkinlerin bile kaldıramayacağı psikolojik bir savaş verirken, Anne öğrenmekten asla geri durmuyor çünkü hayatta bir amacı var. Dışarıda bütün dünya birbirine giriyor olsa bile o mitoloji çalışıyor, tarih okuyor, koleksiyon yapıyor ve en önemlisi yazıyor. Aşağıda sizlere Anne'in çalışmalarını içeren bir kesit sunacağım kitaptan: "Bu ara Göttingen Üniversitesi'nde bir profesörün İmparator Beşinci Charles üzerine yazdığı bir kitabı okuyorum. Adam kırk yıl çalışmış bu kitabı yazmak için. Beş gündür elli yaprak okuyabildim, daha fazla okunmuyor. Kitap 598 yaprak. Düşün, ne kadar sürecek bu kitabı bitirmek, ikinci cildi de var. İlgi çekici kitap ama. Bir öğrenci bir gün içinde neler neler öğrenmiyor. Beni al mesela; Nelson'un son savaşı üstüne yazılmış bir yazıyı Hollandacadan İngilizceye çevirdim. Sonra da Büyük Petro'nun Norveç'e karşı giriştiği seferi inceledim. (1700-1721) 12. Charles, Xavaus Augustas, Stalislaws, Leczinsky, Mazeppa, Von Görz, Brandenburg, Pomerama, Danimarka, hepsi işin içine karışıyor, bir o kadar da tarih. Bu yetmiyormuş gibi Brezilya'yı ele aldım, Bahia tütünü, kahve bolluğu, Rio de Janeiro, Pemembuco, Sao Paulo'nun bir buçuk milyonluk nüfusu, Amazon nehri üstüne bilgi edindim. Zenciler, Mullatolar, Mestizoların nasıl insanlar olduğunu , yüzde ellisinin okuma yazma bilmediğini, sıtmadan kırıldıklarını öğrendim. Daha vaktim kaldığı için de kaşla göz arasında bir ailenin şeceresini çıkardım: Jan the Elder, Willelm Lodewijk, Ernst Casimir, Hendrik Casimir, Margretta Fransiska'ya kadar çıkıyor. Saat on iki. Tavan arasında çalışma programına biraz da kilise tarihi okuyarak devam ettim. Başım da şişti ama. Saat bir. İkide zavallı çocuk yeniden masabaşına döndü. Bu sefer dar, geniş burunlu maymunları inceledi. Kitty, hemen söyle bakalım, su aygırının kaç ayak parmağı vardır? Ardından Tevrat, Nuh, Nuh'un gemisi. Daha sonra beşinci Charles. Peter ile de Thackeray'ın yazdığı The Colonel adlı kitabı okuduk." Bunlar sadece çok küçük bir kısım. Bütün bu kaynakları Anne'e sağlayan yine yardımsever insanlar elbette. Okuyabildiği kitaplar çok kullanılmış ve yıpranmış olsa da okumak ve yazmaktan aldığı zevki hiçbir şeyden alamıyor bu tatlı kız. Anne'in dik duruşu, olgunluğu, okuma aşkı bana ilham kaynağı oldu. Hele ki günümüzde 13 yaşındaki bir gencin dünya tarihini bırakın wattpad'ten öteye geçemediğini düşünürsek...
Edebiyat
Anne Frank'ın Hatıra DefteriAnne Frank · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20178,8bin okunma
··
58 Gösterim
6 Yorum
Mükemmel bir inceleme...İlber Ortaylı nin önerdiği kitaplar arasında gördüğümde aklıma yer etmişti... Hocasi Halil İnalcık in bir sözü tam da buraya uygun: Karamsarlık korkakliktir.
Şeyma GENÇ
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim. Bu yorumu senin gibi birinden almak gurur verici.
Gerçekten çok taze ve duygulu bir inceleme. On üç yaşındaki bir kızın kaleminden bu kadar anlamlı yazıların çıkması çok etkileyici. Daha henüz yolun başında olan kalbi, bütün bunlara nasıl dayanmış bilinmez. Ve haklısın; günümüz gençleri wattpad isimli sitenin ötesine geçemezken, daha 1900 lü yıllarda bu kadar etkileyici yazıların ortaya çıkması gerçekten harika.
Şeyma GENÇ
Gönderi Sahibi
Bitanem sen de 12 yaşındasın. Elbette savaş zamanında değiliz ama senin okuma aşkın, yazı dilin, sanat merakın birçoklarını hayran bırakacak nitelikte. Çok yetenekli olduğun bir gerçek ama her zaman okumaya, yazmaya teşvik edilerek yetiştirildin. Ben sana değil yaşıtlarına üzülüyorum. Umarım hep böyle devam edersin. Seni seviyorum :)
Benimde okumayı düşündüğüm,ama yüreğimin kaldıramayacağı için bir türlü okumak istemediğim bir kitaptı.Başına geleceklerin ne olacağını bildiğim bir yavrunun 2 yıl boyunca çektiği ızdırabı okumak bile benim gibilere ağır gelirken, o çocuk ve ailesi nasıl korkulu ve ızdıraplı günler geçirdiler ve buna nasıl dayanabildiler ?.İnanın bana insan düşünürken bile içi sızlıyor.Çekilen bunca sıkıntıdan sonra kurtulabilselerdi ,en azından çekilenler boşa gitmemiş olurdu ve tabiiki insan bu derece üzülmezdi.Ama biz ne söylesek boş.Olan olmuş. Düşünün, 13 yaşındayken o sıkıntılı ruhsal ve fiziksel şartlarda böyle bir kitap olacak düzeyde yazılar yazma yeteneğine sahip bir çocuk, eğer yaşasaydı kim bilir neler yazardı.Maalesef dünya edebiyatı böyle bir yetenekten de yoksun kaldı.Ben hiç bir zaman bu durumu da gözardı edemedim. Size,öncelikle paylaştığınız alıntılarla bana biraz da olsa kitabı, sanki bende okuyormuşum gibi bir ruh hali yaşattığınız için ve ayrıca bu kadar emek vererek hazırladığınız incelemeniz için teşekkür ederim Şeyma hanım.Emeğinize,ellerinize sağlık. Selamlar.
Şeyma GENÇ
Gönderi Sahibi
Mehmet Bey sizin gibi çok okuyan, çok düşünen, aydın bir insandan bu değerlendirmeyi okumak beni çok sevindirdi inanın. Bu samimi duygularınızdan dolayı ve emek vererek böyle ayrıntılı bir yorum yaptığınız için size teşekkür ederim.
Bu yorum görüntülenemiyor
Kaleminin böylesine güçlü olmasi az rastlanan bir durum ...
Şeyma GENÇ
Gönderi Sahibi
Estağfurullah. Yazmak içten gelen bir şey. Üstüne birazcık da okuma kültürü eklenince bu kadar da olsa çıkıyor insanın kaleminden :)
Reklam
Şeyma GENÇ
Gönderi Sahibi
Bu arada kitaba 6 puan vermemin sebebi çevirinin farklı olması. Çeviriyi Can Yücel yapmış fakat çok fazla Türkçe deyim ve yerel ibareler kullanmış. Hollandalı bir kızın ağzından çıkmayacak ifadeler açıkçası. İkinci sebep de yazarımızın dili. Ne de olsa 13 yaşındaki bir kızın günlüğünde kullandığı dil deneyimli bir yazar seviyesinde olamaz. Ama Anne yaşasaydı çok iyi bir yazar olurdu eminim. Onun ölümü dünya için büyük bir kayıp oldu.
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.