·517 syf.····Okunma: 01 Eylül 2023 15:25 Kitapların okuyucuyu etkilemesi şaşırılacak bir hadise değildir, hatta çoğu kitap bizzat bu amaç için okuyucuya servis edilir. Kimi kitapların hikayesi tanıdık gelir okura, kendi hayatıyla ilişkilendirir hikayeyi, bu yüzden sımsıkı bağlanır ona. Bu tarzda bir bağlanma her okurda yaşanmayabilir zira hikaye yalnızca hayatıyla paralellik kurduğu kişileri etkileyebilir.
Fakat bazı kitaplarda bahsi geçen etkileme oranı daha yüksek olabilmektedir. Karakter gelişimini bizzat takip edebildiğimiz kitaplar da elbette buna örnektir. Çünkü karakterle birlikte onun çevre şartlarına, bakış açısına ve hatta düşünce yapısına hakim oluruz. Dolayısıyla karakterimizin davranışları pek de şaşırtmaz bizi zira fikirlerin hangi zihinde yoğurulduğunu biliriz.
Martin Eden, okur karakter köprüsünü sağlam temeller üzerine inşa edebilen bir kitap. Çünkü yazar karakterin hayatını günbegün seyretme imkanını sunuyor bizlere. Martin'in hayat evreleri film kaseti misali gözler önüne seriliyor.
Bu evrelerde şahit oluyor okur Martin Eden'ın yükselişine ya da farklı bir deyişle yaşamın gün geçtikçe onu kemirmesine...
Martin binbir zorlukla tırmandığı dağın zirvesinden atlıyor. Böylece hayatı her iki uç noktada da yaşama imkanı elde ediyor. Tabii bu yaşam farklılığını doruklarında hissetmenin getirdiği fayda ve zararların etkisiyle karşılaşıyor. İnsanların fikirlerini değil o fikrin toplumdaki değerini önemsediğini öğreniyor mesela. Şöhretin insana biçtiği değeri ve bu değerin etkilerini gözlemleyebiliyor. Hep hayran olduğu burjuvazi sınıfı mensuplarının kişisel görüşlere değil kanıksanmış doğrulara itaat ettiğine şahit oluyor. Toplumdaki sınıflaşmanın aslında hiç kültürle, bilgiyle paralel olmadığını, düşüncelerin "fikir terzilerinin" elinden çıkıp herkese giydirildiğini görüyor. "Sınıfsal fark" hangi terziden alışveriş ettiğine bakıyor.
Rabia Ravza Barış