Gönderi

Burada duramazsın. Devam etmek zorundasın.
10/10
·517 syf.··
2023 8. kitabı
Yaklaşık 1,5 yıl aradan sonra bir kitaba inceleme yazmak için geçtim ekran karşısına. Nerede gördüm bilmiyorum ama Martin Eden'ı okumadan önce bir yerde "Hiçbir zaman pes etmemeyi anlatıyor" demişti bu kitap için. Benim, Martin Eden'dan ilk çıkaracağım ders bu olmazdı diye düşünüyorum şimdi kitabı bitirince. Martin Eden olağanüstü bir karakter. Jack London karakteri ilmek ilmek işlemiş. Hem karakter olağanüstü hem de karakterin tasviri. Annesi ve babasını kaybetmiş, bir ablası ve bir kız kardeşi olan Martin Eden; gemilerde çalışarak hayatını kazanıyor. Alt sınıftan geliyor, yazım kurallarına uymayan bozuk bir dille konuşuyor, çok sık sarhoş oluyor ve kavgalara karışıyor. Fiziksel olarak canlı, capcanlı bir genç. Kitap, Martin'in önceki gün barda çıkan kavgada Arthur'u kurtarmasıyla başlıyor. Daha sonra gelişen olayları okuyoruz. Ama ben keşke Martin'in önceki hayatını da bilseydik diye diye bitirdim kitabı. O zamanlara neredeyse hiç değinmeden bitiyor kitap. Arthur sayesinde yeni bir dünyanın kapıları aralanıyor Martin Eden'a. Bambaşka bir dünya... Kültürlü, düzgün konuşan, iyi evlerde oturan ve hatta bankada hesabı olacak kadar zengin insanlarla tanışıyor. Onların bu dünyası büyülüyor Martin'i. Arthur'ların evinde sehpanın üzerinde gördüğü Swinburne kitabı ilgisini çekiyor. Alıyor ve okuyor. Kitaptan ve yazardan etkileniyor. O sırada orada bulunan Arthur'un ablası Ruth ile kitap ve yazar hakkında konuşuyorlar. Martin tamamen uzak olduğu bu kültürel dünyada ilk entelektüel sohbetini yapmış oluyor. Hem kızdan hem de bu sohbetten etkilenen Martin Eden, "İşte," diyor "olmak istediğim kişiye giden yolu buldum." Bu incelemeyi kendim için yazıyorum, daha sonra dönüp okumak için.O nedenle biraz detay olacak. (Bundan sonrası spoiler olabilir) Aşık oluyor Martin, aşkına kavuşmak için paraya ihtiyacı olduğunu fark ediyor. Bir yandan da kapısını yeni araladığı yazarlar, şairler ve entelektüellerle dolu dünyaya hayran kalıyor. Durmadan okuyor, öğreniyor ve hatta öğrendiklerini kendisi yorumluyor, analiz ediyor. O "zengin, kültürlü" insanlar gibi olabilmek istiyor. Bu ikisinin de birleştiği bir noktadan yakalıyor bu sefer hayatı: yazar olmak istiyor. Hikâyeler yazarak başlıyor Martin Eden ilk önce. Deniz hikâyeleri, gemici hikâyeleri... Bir dergiye gönderiyor, posta parasını zar zor denkleştiriyor ve cevap bekliyor dergiden. Hiçbir cevap gelmeyince hatasını anlıyor. El yazısıyla yazmıştı Martin. Gidip bir daktilo kiralıyor. Daktiloya çekiyor yazdığı hikâyeleri. Bu sırada şehir kütüphanesinden aldığı kitapları inanılmaz şevkle okuyor. Hem yazıyor hem okuyor. Bunun için günde sadece 4 saat uyuyor. Yazdığı hikayeleri dergilere yolladıkça editörlerden ret yazısı alıyor. Posta parasını çıkarmak ve hayatını devam ettirebilmek için tekrar gemiye çıkıyor, çamaşırhanede çalışıyor. Bu sırada hâlâ yazdığı hikâyelerden ret yazısı alıyor. Karşı tarafta editör yerinde bir insan değil de bir makine olduğunu varsayıyor artık Martin Eden. Bir sürü entelektüel insanla tanışıyor bu sırada. Ama bu insanlar Martin'i hayal kırıklığına uğratmaktan başka bir işe yaramıyor. Her zengin ve üst tabakadan olan insanın "entelektüel" olamayacağını anlıyor Martin. Kendi sınıfından insanların yanına geri dönüyor. Onlarla vakit geçirmekten keyif alsa da artık onlardan çok başka yerde olduğunu ve onlarla aynı frekansta olmadıklarını fark ediyor. Kısacası ne zenginlerin dünyasına ait olabiliyor ne de alt sınıfın. Arada bir yerde kalıyor Martin Eden. Bu sırada büyüleyici bir şey oluyor ve bir yayınevi ilk kitabını basmayı kabul ediyor. Kitap tahmin edilenden çok satılıyor, ikinci derken üçüncü baskıyı da yapıyor kitap. Daha önce yolladığı hikâyeleri yayımlamayı kabul ediyor diğer dergiler. Dergilerden teklif geldikçe Martin Eden hâlihazırda var olan yazdığı hikâyelerden birer ikişer yolluyor dergilere. Tabii bu sırada çoktan, aşık olduğu kız ailesinin zoruyla Martin'i bırakmış, mahalle bakkalı veresiyeyi kesmiş, Martin zayıflıktan hastalanacak dereceye gelinceye kadar kimse ona dönüp bakmamış. Başarıyor Martin Eden, hem zengin hem de başarılı oluyor. Daha önce ona rağbet etmeyenlerin ilgisini çekiyor bir anda. Tüm bu insanların samimiyetsiz iyilik halleri dolaşırken Martin'in aklından sadece şu geçiyor "Bunlar zaten yazılmış hikâyelerdi. Ben hâlâ aynı kişiyim. Beni küçük gördüğünüz zamanların eseri bu ürünler. Siz bana değil, yazdığım hikâyelere de değil; siz benim sahip olduğum şöhrete kıymet veriyorsunuz." İçten içe şöhretine kıymet veren insanları alaya alıyor. Böyle işte Martin Eden'ın hikâyesi. İnanılmaz akıllı bir karakter, güzel bir anlatım. Martin Eden, her şeyden sonra eğer gidip Ruth'la beraber olsaydın sana kalbim kırılırdı. Ruth'la beraber olmayarak sana yakışanı yaptın. Ve böylesi muhteşem bir final...
Edebiyat & Roman
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,8bin okunma
·
159 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.