Puan vermedi·239 syf.····Okunma: 09 Eylül 2023 00:00 Harika bir kitap. Bana göre kitabın en temel tavsiyesi bağlanmaktan, partnerine bağımlı olmaktan, bağlanmaya ilişkin ihtiyaçlarını ifade etmekten utanmamak ve kaçınmamak. Ama bunu yaparken partnerimizin verdiği mesajları çok dikkatli okumalı ve partnerimizin bağlanma biçimiyle bizim ihtiyaçlarımızın örtüp örtüşmediğini dikkatle incelemeliyiz. Evet toplum bize bağımsız olmanın ne kadar yüce bir değer olduğunu aşılıyor olabilir ama işin doğrusu bu değil. Bağımlılık ilişkinin temelinde var ve sağlıklı insan doğasında partnerine bağımlı olmak var. Bunun hiçbir kötü tarafı yok ve buna çok ihtiyacımız var.
Kitabın sonunda yazarlar işi şansa bırakmayıp kitaptan çıkaracağımız temel dersleri de yazmışlar özet olarak. Aslında bu dersler istisnalara inanmayalım diye uyarılar niteliğinde. Buna göre kitaptan alınacak en önemli mesaj ilişkileri şansa bırakmamak gerektiği. Yani bir ilişkiye başladığınız zaman partnerinizden ne beklediğinizi açıkça dile getirin, kitapta buna etkin iletişim adıyla bölüm açılmış. Etkin iletişimle kaybetme riskin yok. Partnerin senin duygularını önemseyen bir insansa etkin iletişimle dile getirdiğin talebin neyse bu talebi yerine getirmek için çaba sarf edecektir. Eğer partnerin seni hiç görmeyen, sana hiç bağlı olmayan, kaçıngan biriyse bu talebine karşılığı olumsuz yönde olacak, ya seni yok sayacak, suçlayacak ya talebini reddedecek e ya da uzaklaşıp gidecektir. Sen de ilişkinin geleceği hakkında somut verilerle düşünme şansı bulacaksın. İlişkilerimizi 3 yanlış düşünce üzerine kuruyoruz: 1. Herkesin aynı yakınlık kapasitesinde olduğuna inanıyoruz. 2. Evliliğin her şey ve son durak olduğunu zannediyoruz. Halbuki uyumsuz bağlanma modeli olan insanlar evlenseler de mutlu olamıyorlar. Dolayısıyla evlilik mutlu bir son olmuyor. 3. Duygusal ihtiyaçlarımızdan sadece kendimizin sorumlu olduğunu zannediyoruz. Halbuki partnerimiz de bundan sorumlu.
Bağlanma türümüz için o kadar önemli ki hayatta kalmamız bile evrimsel olarak buna bağlı. Sizin iyiliğinizi önemseyen bir partnerinizin olması sadece teknik olarak hayatta kalmanızı değil, bazı hastalıklardan korunmanızı da sağlıyor. Deneylerde beynine elektroşok verilen kadınlar kimse elini tutmuyorsa beyinleri aşırı stres altında görünüyor. Ellerini bir yabancı tuttuğunda stres oranları biraz azalıyor. Ellerini kendi partnerleri tuttuğunda stres oranları iyice düşüyor. Bu partnerle tatminkar bir ilişkileri varsa stres en düşük seviyeyi görüyor.
Kitapta 3 bağlanma modelinden bahsediliyor: kaygılı, kaçıngan ve güvenli.
Kaygılı ve kaçınganlar deneylerde olumsuz kelimelere karşı daha hassas ve olumsuzu seçmeye daha yatkınlar. Buna mukabil güvenli bağlananlar olumlu kelimeleri seçmeye daha yatkınlar.
Güvenlikler nüfusun yarısını oluşturuyor; kaygılar 25, kaçınganlar 25. Ama kaçınganlar sık sık partner değiştirdiği için sürekli flört havuzunda oluyor, bu nedenle karşımıza sık sık çıkıyorlar. Kaygılı bağlananlarla kaçıngan bağlananlar arasında bir çekim var.
Kaygılı, yakınlık istiyor ancak karşıdan karışık veya soğuk bir mesaj geldiğinde kaygılının bağlanma sistemi harekete geçiyor. O zaman bir takım harekete geçirme stratejileri uyguluyor: I. Sürekli partneri düşünüyor, sürekli onun iyi niteliklerini hatırlıyor, kendisini küçümseyip karşı tarafı abartıyor, sadece onunla iletişim kurduğunda kaygısı yok oluyor. II. Kaygılı, bu kişinin aşk için tek şansı olduğuna inanıyor. III. Mutsuz olsa dahi bırakmaması gerektiğini düşünüyor. Tepkisel davranışlar geliştiriyor: 1. Sürekli mesajlar göndererek, onu sürekli arayarak, üzerine gelerek karşı tarafı kendine çekmeye çalışıyor. Karşı tarafın kaçtığı şey zaten bu. Bu nedenle çaba ters tepiyor. 2. Olmayınca geri çekiliyor: partnerine arkasını dönüp oturuyor, konuşmuyor, başkalarıyla telefonda konuşuyor, onu görmezden geliyor… 3. Veya onun aramalara ne kadar sürede döndüğünü hesaplayıp çetele tutuyor. 4. Düşmanca davranıyor: konuşurken gözlerini deviriyor, başka yöne bakıyor, partner konuşmaya devam ederken kalkıp odayı terk ediyor… 5. Olmadı terk etmekle tehdit ediyor. 6. Ya da manipülasyon yapıyor, örneğin meşgul ve ulaşılmaz davranıyor, aramaları reddediyor, planları yokken var diyor. 7. Olmadı kıskandırmaya çalışıyor: eski sevgiliyle yemek planı yapıyor, kendisine kimin asıldığından bahsediyor. Ama partner onun ihtiyaçlarına ilgisiz. Dahası kaygılının istediği yakınlık kapasitesi kaçıngan partnerde yok.
Kaçıngan için çok güzel bir başlık bulmuşlar: sevgiyi kol mesafesinde tutmak. Aslında yakınlık yakınlık doğurur. Ama kaygılı için yakınlık, kaçış doğuruyor. Partneri “kol mesafesinde” tutabilmek için devre dışı bırakma stratejileri uyguluyor. 1. Bağlanmaya hazır değilim diyor ama yıllarca ilişkiyi devam ettiriyor, 2. Partnerin ufak tefek kusurlarına takılıyor: yemek yiyişi giyim tarzı vs. ve bunun romantik duygularınızı sekteye uğratmasına izin veriyor, 3. Eski sevgilisinin burnunda tüttüğünü söylüyor: hayalet eski sevgili. 4. Başkalarına kur yapıyor. 5. Karşı tarafa hisleri olduğunu vurgularken ona seni seviyorum demiyor. 6. İşler yolunda giderken uzaklaşıyor mesela samimi geçen bir randevunun ardından birkaç gün aramıyor. 7. Geleceği imkânsız bir ilişki kuruyor mesela evli biriyle birlikte oluyor. 8. Partneriyle konuşurken zihinsel olarak ortamı terk ediyor. 9. Sır saklıyor ve meseleleri belirsiz bırakıyor. Böylece partneri sürekli tahmin yürütür halde tutuyor. 10. Fiziksel yakınlıktan kaçınıyor. Örneğin aynı yatağı paylaşmak istemiyor, cinsel birliktelik istemiyor, partnerinden birkaç adım ileride yürüyor.
Güvenli ise partnerinden gelen mesajları dinler, çözüm üretir ve ihtiyaç duyulduğunda her zaman orada olur. Hatta kriz çıkacağı zaman bunu önceden hisseder ve önlemini alır bile. Bir partnerin yapması gereken temel şeylerden biri ulaşılır olmaktır, kaçıngan bunu yapmaz. Bir diğeri ise müdahaleci olmamaktır, kaygılı da bunu yapmaz. Güvenlide böyle sorunlar yaşanmaz. Kaygılılar bilse güvenliğine ilişkinin ne kadar güzel olduğunu… Güvenliyle ilk görüştüğünüzde onu sıkıcı bulabilirsiniz. Çünkü onda kaygılıdaki gibi insanı ikilemde bırakan oyunlar yoktur. Kel göbekli amcayı düşün, sıkıcı ama iyi.