Gustav Meyrink 'in 20. yüzyılın başlarında Prag Gettosu'nda geçen romanı Golem, ana karakter ve anlatıcı Athanasius Pernath'ın etrafında dönüyor. Kendi geçmişine dair hafızası bloke olan Pernath Usta, hem geçmişini hem de bugününün anlamını arıyor.
Romanda neyin gerçek, neyin hayal olduğunu sorguluyoruz. Pernath'ın zihninde rüyayı gerçeklikten ayırmak zordur ve Pernath genellikle uykuyla uyanıklık arasında bir durumdadır. Hillel karakterinin ona söylediği gibi, "Dünyanın içerdiği her şey tozla kaplanmış sonsuz bir sembolden başka bir şey değildir" ve Pernath Usta'nın kendini bulabilmesi için bu sembolleri keşfetmesi gerekir. Pernath'ın mücadelesindeki aracı, ölülerin uyanışını simgeleyen Golem'dir.
Kitap kendi çağında ve bizim çağımızda başarılıdır. Bu romanı okumanın ekstra bir faydası da bence, 1902 dolaylarında Prag'daki Yahudi Gettosu'nun sokaklarında, okült konuları iyi bilen bir zihinle iyisiyle kötüsüyle yürüyebilmektir.