MİLATTAN ÖNCE
Göbeklitepe'den Şanlıurfa'nın dehlizlerine, oradan Sirius gezegenine uzanan soluksuz bir yolculuğa hazır mısınız ? Arkeologlarımız Pamir ve Renan, Profesör Gabriel ile büyük bir keşfin peşinde. Hemde olağanüstü birçok şeyin gizeminin ışığında.
Bir kutu, taşlar ve bir harita... Titreyen kocaman iskelet, açılan gizli bir bölme, esrarengiz bir gök taşı ve kaçırılma vakası... Ankalar kimler ? Jaguar neyin peşinde ? Genelkurmay Başkanlığı neyi saklıyor ? 3 yıl önce Şanlıurfa'ya düşen göktaşı neyin nesiydi ? Dünya tehlikede mi ? Peki bu işin sonu nereye gidiyor dersiniz ? Cevabı Milattan Önce'de saklı.
Ali Taksim'in sıkmayan kalemi, karakterleri özgeçmişiyle beraber kitaba kazandırışı, betimlemeleri ve algınızı yıkan gerçekçi cümleleri, heyecanı ve macerayı körüklüyor.
Öte yandan bir devlet sırrının peşinden giden Azim'i, müze müdürümüz Erva'yı ve profesörümüzün gönlünü kaptırdığı Doktor Asel'i de okuyoruz. Merakla sayfaları çevirirken de kimi zaman karanlık bir merdivenden aşağı iniyor, kimi zaman da Pamir ve Renan'ın atışmalarını dinliyoruz.
Pamir ve Renan'ın aşkı, olayların birbirine bağlanma şekli ve nicesi Milattan Önce'yi son derece heyecanlı bir hale getiriyor. Üstelik macera algınızın ötesinde Indiana Jones ve bilimkurgu filmleri havasında bir gizeme kapı aralıyor. Sonu ise kızıl bir gökyüzü ve soru işaretiyle bitiverdi.
Heyecanı bir de gerçekliğin kurgulanmasıyla tatmak isteyen herkese önerimdir. Milattan Önce sizi geçmişle geleceğin köprüsünde bir evrene sürükleyecek. Unutmayın yapay gerçeklikler yine de gerçektir. Belki de gökte aradıklarımız, yerin dibindedir.