Kıyamet sonrası edebiyatı olarak isimlendirilen, türünün ilk örneklerinden biri ve kurucu metinlerinden biri olan bu kitap 110 yıl öncesinde yazılarak günümüzü öngörebilmeyi başarmıştır. Hele ki son zamanlarda dünyayı kasıp kavuran kovid pandemisi ile karşı karşıya kalmış ve o süreci yaşadıktan sonra bu kitabı okumuş olmak yazarın öngörüsüne saygımo arttırdı. Dünya nüfusuna kadar birçok konuda tutarlı öngörüleri olan distopik bir tarzı var. Kovidin kızıl vebadan tek farkı, kızıl veba kadar hızlı bir ölüme sebep olmaması. Sonrasında yaşanan kaos ve uygarlığın çöküşü, insanların ilkel zamanlardaki haline geri dönmesi ne mutlu ki kovid sürecinde yaşanmadı. Ama bu olmayacağı anlamına da gelmiyor. Kızıl Veba, öngörüsüyle beni şaşırtan, zevkle okuduğum bir kıyamet sonrası öyküsü oldu.