·184 syf.··Beğendi
···Okunma: 18 Eylül 2023 00:00 ‘Yazı yazan ve kendisine cevap verilmeyen bir çocuktum. Soru sormayan bir çocuk. Cevap beklemeyen bir çocuk.
Yazı yazmak babamı hayatta, beni de onun yanında tutuyordu. Kendime bir baba yaratmak için yazıyordum. Sessizliği öldürmek için yazıyordum.’
.
Cezayir bağımsız olmak üzere ama meydanlardan sokak aralarına kadar kaos var. Gidenler, ölenler, savaşanlar, kaçanlar hepsi bir arada.. Bir de gideceği hesaba katılmayanlar - kaçırılanlar var.
Marie-Claude Akiba Egry’nin babası gibi. 1962’de köyünden kaçırılan babasının yokluğunda neler hissettiğini anlatıyor yazar. Bekleyişi, özlemi, belirsizliği ve kabullenişi.
Özellikle babasının mektuplarıyla yazıya-okumaya yönelmesini anlattığı kısımlardan çok etkilendim. Geçen sene tam da bu zamanlar okuduğum Hisham Matar’ın Dönüş’ünü andım sıkça. Matar da babasını bekliyordu yıllar boyu. Onun da ailesi için de hiçbir şey eskisi gibi olmuyordu. Bir kişinin yokluğu kocaman bir delik açıyordu ve yerine ne konsa dolmuyordu.
Dönüş’ü de Susan Çocuk’u da okumanızı isterim, kaybedişin ne denli kavurucu olduğunu görüp yaşanılan her anın değerini hissedebilmek için ~
.
Şirin Erkan Leitao çevirisiyle~