CEHENNEMDEN GELEN ŞEY
8/10
·510 syf.··
Beğendi
·
2023 3. kitabı
Kıymeti yazarının ölümünden sonra anlaşılan eserlerden olan Alamut, dönem romanı olmanın ötesinde insanların nasıl yönetileceğine dair önemli ipuçları veren manipülasyon kitabıdır. Öncelikle tarihi romanların bir kurgudan ibaret olduğunu ve kesinlikle tarihi bir vesika kategorisinde değerlendirmemesi gerektiğini söyleyeyim. Bu nedenle kitapta yer alan tarihi şahsiyetlerin gerçek hayatlarıyla çelişen konulara girmeyeceğim. Kitabın olay kurgusuna bayıldım. Akıcı ve merak uyandıran üslubu var. İnce ince Alamut'un inşasına ve Seyduna'nın fikirlerinin bir yandan gelişim evrelerinin işlenmesi diğer yandan en son evredeki fikirlerinin en yakınlarından bile uzun yıllardır saklanması ve onlarla birlikte okuyucunun da öğrenmesi harika bir üslup ile yazılmış. Yazarın hiçbir karakteri kötü veya iyi olarak göstermemesi ve bunun kararını okuyucuya bırakmasını, kitap üzerine ciddi çalıştığına işaret olarak değerlendirdim. İnsan ruhunun karışıklığına dair ışık tutması beni cezbetti. Her bir karakterin üzerinden insani duyguların ve arzuların onu nasıl esir aldığını anlatması özellikle üzerinde durulması gereken konulardandır. Nizam adeta makamın esiri ve güce tapıyor. Ömer arzularının esiri ve zevklere tapıyor. Seyduna zekanın esiri ve benliğine tapıyor. Uzun yolculuklar yapan ve iyi bir gözlemci olan Sabbah sanki insanın ruhunun anatomisini çıkarmış. Zaaflarını, arzularını, kusurlarını çok iyi çözümleyen Hasan b.Sabbah sosyolojik olarak halen geçerliliğini koruyan bir gerçeğe ulaşıyor: "Halkın ekserisinin derdinin hakikat, adalet değil de kendi rahatları ve menfaatleri olması." Ve Hasan bir karar veriyor. Bu halk için mücadele etmeye değmez ve asla böyle bir halk uyandırılamaz. Ancak insanların bu zaaflarını kullanarak ve onları masallarla kandırarak -tabii ki istediklerini vererek- kendi idealindeki dünyayı "yaratacağına" inanıyor. Hasan'ın fikirlerinin özeti: "Hiçbir şey gerçek değil. Her şey mübahdır." Karşımızda çok daha tehlikeli bir Makyavelist var. Bu tarz kitapların yorumlanması genelde yüzeysel olur. En dış katmanda görülen veya görmek istediğimizi alır ve yorumlarız. Bu kitap genel olarak kitleleri etki altına almanın yöntemlerini ve liderlik yapacaklara dersler verecek  birçok bilgiyi barındırıyor. Halkı kontrol altına almak ve istenilen doğrultuda yönlendirmek için bu kitapta başvurulan aparat "din/inançlar" olması bizi sakın aldatmasın. Evet tarih boyunca otoriteler  ilk başlarda karşı çıktıkları dinlere zamanla kendi kontrollerine alarak halkı daha kolay idare etmeyi öğrendiklerinden beri bu önemli aracı kendi haline bırakmamışlardır. Acaba halkı kontrol etmek için sadece din mi vardır? Yeri gelir milli duygular denir yeri gelir padişahın/kralın iradesi denir yeri gelir devlet bekası denir hatta günümüzde bundan sonra çok sık duyacağımız bilim denir. ( Tabii bunun  halkın cehaletinin azaldığı toplumlarda daha fazla işe yarayacağı açıktır.) Hitler kitleleri yönetirken dini kullanmamıştır. İskender dünyayı bir baştan bir başa istila ederken dini kullanmamıştı. Cengiz ve ardından gelenler büyük bir coğrafyayı kan gölüne çevirirken dini kullanmamıştı. Fanatiklik sadece dinle olmaz. Evet halkı  en kolay ve geniş etkileyen faktör her zaman için din olmuştur. Ancak inançlarımızın birileri tarafından sömürülmemesi bizim elimizdedir. Son olarak okuma yapanlarda gördüğüm zaaf bazen yanlış şeyi  sorgulamayla işe  başlamalarıdır.  Bunun için doğru bakış açısı nasıl olmalıdır? Unutulmamalıdır ki her seviyede insan yönlendirebilir. Cahil kolayca yönlendirilir. Okumuşu ise bazen hiçbir şey yapmayarak her şeyi anlamsız ve boş işler diyerek yönlendirirler de sanki kendi kararıyla apolitik(!)  gibi davranır. Aydınlık düşüncelerin toplumu şekillendirdiği güzel günlerin gelmesi  dileğiyle....
Edebiyat & Roman
Fedailerin Kalesi AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 201250bin okunma
·
12 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.