Puan vermedi·123 syf.····Okunma: 24 Eylül 2023 12:41 Uzun zamandır almak istediğim kitabı almak için depremden ve şehrin tarihinde belki ilk kez yaşanan sel felaketinden sonra bir başka dükkana taşınan Eyüp abinin dükkanına gitmiştim. Abi dedim “dünya ağrısı” isimli kitap var mı? O da bu iki kelimeyi iki kere mırıldanıp kitap raflarından birinin önünde durup baş ve işaret parmağı ile kitabı diğer kitapların arasından çekip bana uzattı. Dünya ve Ağrı kelimeleri bir kitaba isim olmak için tek başlarına bile yeterdi diye düşündüm. Hatta bu kitabı iki kitap halinde yazıp birine dünya diğerine ise ağrı ismini bile verebilirdim. Ben daha almak istediğim kitabın sayfalarından birini açıp bir kaç cümle okurken Eyüp abi rafların birinden az önce bir pazar kahvaltısı sonrası biten bu kitabı bana uzatmış “labirent” kitabını okudun mu muhammed diye sormuştu. Abi dedim, bu kitabı ve yazarı ilk defa duyuyorum. Bizim Eyüp abi bir kitap almak için dükkana giren herkese almak istedikleri kitaplar dışında kitaplar aldıran biridir. Bak der, sen bu kitabı okumak istiyorsun ama bence bunu oku. Kitabın yazarı ve onun hayatı ile ilgili bir çok şey anlatıyorken, abi dedim, bu adam hakkında neden bu kadar şey biliyorsun? Ne bileyim dedi, kitabı beğenince adamın hayatı ile ilgili şeyler de okudum ve aklımda kalmış olmalı. Ama sen önce bu kitabı oku, hem zaten daha ince deyip kitabı ahşap masanın üzerine bırakmak için bana vermişti bile. İşte bu kitabın hikayesi böyle başladı.
Gelelim kitap hakkındaki yoruma,
Boğaz köprüsünden atlayıp ordan sadece kaburgasındaki kırıklar ve kaybettiği bir hafıza ile kurtulan Blues yapmayı seven bir müzisyenin hikayesini anlatıyor . Boratin, dolaştığı sokaklarda ve gördüğü yüzlerde geçmişe ait bir anı ararken yakın arkadaşı Bek sayesinde yaşamını nasıl sürdürdüğünü ve bu yaşamın içinde ne aradığını bilmek istiyor. Ne söylediği şarkıları, ne eski sevgilisini, ne de isa’nın ne zaman öldüğünü bilmese bile unutmanın tanrının kendisine verdiği bir ödül olduğuna inanmak istiyor.
Kitap biterken kahvaltımı bitirmiş ve kahvemin son yudumlarına gelmiştim. Birazdan bulaşıkları yıkayıp, duş alıp, çalan şarkıya ıslıkla eşlik ederken, hafızamın hâlâ beni götürecek yollarının olduğu sokaklara çıkacaktım. Ne rastlayacak eski bir sevgili, ne okuyacağım bir mektup,