Tahmini Okuma Süresi:
3 sa. 29 dk.
Sayfa Sayısı:
123
Basım Tarihi:
Eylül 2018
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
ISBN:
9789750524745
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·123 syf.··
Beğendi
·
2023 45. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Temmuz 2023 10:05
Geçmişinizi tamamen unuttuğunuzu düşünün. En yakınınızı bile artık tanımıyorsunuz. Hastaneden taburcu olduğunuzda evinize geliyorsunuz ama hiçbir eşyayla bağınız yok. Geçmişinize ait bir hatıranız yok. Sizi neyin mutlu ettiğini bilmiyorsunuz. Önceden iyi biri mi kötü biri mi olduğunuzu bilmiyorsunuz. Geçmişsiz bir gelecek var mı, bundan da çok emin değiliz. Doktorlar belleğin geri geleceğini söylüyor ama gelmeli mi? Bir yeni çağ romanı diye okumuştum arka kapağında. İntihar üzerine yaptığım bir çalışma için de dikkatimi çekti. 'İntihar etmek isteyen genç bir müzisyen, gözünü hastanede açar. Hiçbir şey anımsamaz, şarkılarını bile.' Evet, müzisyenimiz taksiyle boğazdan geçerken, trafik esnasında araçtan iniyor ve köprüden atlayıp intihar ediyor. Ölmüyor ama hafızasını kaybediyor. Amacına bir nevi ulaşmış sayılıyor aslında. Zaten kurtulmak ve unutmak istediği şeyler yüzünden ölmeyi seçmemiş midir? Ama bu soruların cevaplarını bilmiyor. Neden ölmek istediğini bilmiyor. Merakı ve içsel çekişmeleri susmadan devam ediyor. 120 sayfalık bir bellek yolculuğu... Çok etkilenerek okudum. Sorgulatan bir kitap. Genelde böyle kitaplarda ana karakterle yoğun empati ilişkisine giriyorum. Kitabın akışında olduğum sürece, normalimden uzaklaşıyorum. Bunu yakalayan kitaplar olduğunda da çok mutlu oluyorum. Yine de bu durumun tehlikeli bir durum olduğunu söylemem gerek. İçsel yolculuğun sonu uçuruma da gidebilir. :) Çağdaş Türk Edebiyatı denildiği zaman aklıma ilk gelen isimlerden birisi de Burhan Sönmez olacak artık bundan eminim. Hem üslubu hem paragrafsız olmasına rağmen konunun akışı çok iyiydi. Gerçek bir olaydan, Boğaz Köprüsü’nden atlayarak intihara teşebbüs eden, ancak montunun paraşüt gibi açılması sayesinde basit kırıklarla kurtulan bir gencin haberinden esinlenmiş. Yazılan her
İntihar
LabirentBurhan Sönmez · İletişim Yayınevi · 2018885 okunma
Benimle uçmak ister misin?
Puan vermedi·123 syf.·
2026 6. kitabı
Konu “bellek” olunca, kullanıcı adımın bana verdiği yetkiye dayanarak biraz uzun konuşacağım takdir edersiniz ki… Etmezseniz de konuşacağım zira, beğenin geçin :)) Çocukken en büyük hayalimdi bir sabah hafızam silinmiş bir şekilde uyanmak… Neden böyle bir hayalim vardı bilmiyorum, ama büyüdükçe neden bu hayalden vazgeçmediğimi biliyorum sanki. Ama bu kitap sonrası biraz bi düşünmedim değil.. Gelelim kitaba; İntihar etmek isteyen genç bir müzisyen, gözünü hastanede açar. Hiçbir şey anımsamaz, şarkılarını bile. Toplumsal bellek ile kişisel belleğin birbirine karıştığı, her şeyin ölü bir tarihin parçası haline geldiği yerde, kuşku duymadığı tek gerçek vardır: Kaburgası kırık bedeni. Kendisine benzeyen bir kentte, unutmanın lanet mi yoksa lütuf mu olduğunu bilmeden, çıkış arar. Ve böylece kendi zihininin labirentinde bulur kendisini… Çıkış yolu geçmişi hatırlamak mı, yoksa geleceği düşünmek mi, ya da bu durumu kabullenmek mi? Kitap intihar psikolojisi ve hafıza üzerine muhteşem bir düşünsel yolculuk. Bir arada kalmışlık, Araf hali desem daha doğru bir ifade olur sanki. Geçmişle gelecek arasında, hatırlamak ve hatırlamamak arasında. Bellek dediğimiz şey, bir lanet mi yoksa lütuf mü diye sorsanız, benim cevabım lanet olur. Kitap boyunca kahramanımız Boratin de benim gibi bu soru zihninde geziyor labirentte. Kimi zaman geçmişi hatırlamak için derin bir arzu duyarken kimi zaman hatırladığında cevap bulamamaktan çok başka sorularla ulaşacak gibi hissedip derin ve sarsıcı bir korku duygusu içinde buluyor kendini. Çünkü hatırlarsa ‘neden intihar ettiği’ sorusunun cevabını da hatırlayacak ve bu cevapla yüzleşecek kadar güçlü mü ya da gerçekten istiyor mu bu cevabı bilmeyi, onu da bilmiyor da aslında. Kitabı günlük tadında kahramanın ağzından yazılmış akıcı bir dille
1000Kitap
LabirentBurhan Sönmez · İletişim Yayınevi · 2018885 okunma
10/10
·123 syf.··
2025 96. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Kasım 2025 00:59
Burhan Sönmez 'in kalemiyle ilk kez Labirent romanıyla tanıştım. Sade ama derinlikli bir anlatımı var. İstanbul'u, insanları, mekanları öylesine değil duygularla çok iyi betimlemiş. Hafızasını kaybetmiş bir adam...İsmini, geçmişini, acılarını ve sevinçlerini hatırlamıyor. Labirent, yalnızca bir hafıza kaybı hikâyesi değil; aynı zamanda bir varoluş sorgulaması. Yazar, kimlik, geçmiş, özgürlük ve insanın kendini yeniden kurma ihtiyacı üzerinden derin bir felsefi zemin kuruyor. Her cümlede durup düşünme ihtiyacı hissettim. Sorgulayan, yavaş okunan ve sindirilmesi gereken bir roman. Romanın sonu açık uçlu bir şekilde bitiyor. Yazarın kalemiyle tanışmak için güçlü bir başlangiç bence. Varoluşun sessiz labirentlerinde kaybolmak isteyen herkese öneririm.
LabirentBurhan Sönmez · İletişim Yayınevi · 2018885 okunma
Her Kürt biraz Blues sever
Puan vermedi·123 syf.··
2023 8. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2023 12:41
Uzun zamandır almak istediğim kitabı almak için depremden ve şehrin tarihinde belki ilk kez yaşanan sel felaketinden sonra bir başka dükkana taşınan Eyüp abinin dükkanına gitmiştim. Abi dedim “dünya ağrısı” isimli kitap var mı? O da bu iki kelimeyi iki kere mırıldanıp kitap raflarından birinin önünde durup baş ve işaret parmağı ile kitabı diğer kitapların arasından çekip bana uzattı. Dünya ve Ağrı kelimeleri bir kitaba isim olmak için tek başlarına bile yeterdi diye düşündüm. Hatta bu kitabı iki kitap halinde yazıp birine dünya diğerine ise ağrı ismini bile verebilirdim. Ben daha almak istediğim kitabın sayfalarından birini açıp bir kaç cümle okurken Eyüp abi rafların birinden az önce bir pazar kahvaltısı sonrası biten bu kitabı bana uzatmış “labirent” kitabını okudun mu muhammed diye sormuştu. Abi dedim, bu kitabı ve yazarı ilk defa duyuyorum. Bizim Eyüp abi bir kitap almak için dükkana giren herkese almak istedikleri kitaplar dışında kitaplar aldıran biridir. Bak der, sen bu kitabı okumak istiyorsun ama bence bunu oku. Kitabın yazarı ve onun hayatı ile ilgili bir çok şey anlatıyorken, abi dedim, bu adam hakkında neden bu kadar şey biliyorsun? Ne bileyim dedi, kitabı beğenince adamın hayatı ile ilgili şeyler de okudum ve aklımda kalmış olmalı. Ama sen önce bu kitabı oku, hem zaten daha ince deyip kitabı ahşap masanın üzerine bırakmak için bana vermişti bile. İşte bu kitabın hikayesi böyle başladı. Gelelim kitap hakkındaki yoruma, Boğaz köprüsünden atlayıp ordan sadece kaburgasındaki kırıklar ve kaybettiği bir hafıza ile kurtulan Blues yapmayı seven bir müzisyenin hikayesini anlatıyor . Boratin, dolaştığı sokaklarda ve gördüğü yüzlerde geçmişe ait bir anı ararken yakın arkadaşı Bek sayesinde yaşamını nasıl sürdürdüğünü ve bu yaşamın içinde ne aradığını bilmek
Edebiyat
LabirentBurhan Sönmez · İletişim Yayınevi · 2018885 okunma
Puan vermedi·123 syf.··
2025 12. kitabı
Labirent • Burhan Sönmez Son derece keyifli bir okuma yapmış olsam da ben artık okura bırakılan sonlardan çok sıkıldım Bu kez umutluydum yazar önce kafamızı karıştırıp, geçmişimi unutsam neye tutunurdum diye düşündürüp Boratin’i ablasının yanına gönderecekti çok emindim. Ama yine olmadı. Sonu dışında okumaktan son derece keyif aldığım, uzun uzun düşünmemi sağlayan, beni zihnimde hiç girmediğim yollara sokan başarılı bir metindi kesinlikle. Ele aldığı konularla, ki güzellik ve iyilik karşılaştırması yaptığı bir bölüm vardı ki , verdiği edebi zevkle ve altını çizdiğim satırlarıyla yaz için güzel bir alternatif olabilir “İnsanlar hayata, sahaftaki kitaplara bakar gibi bakıyorlar. Yeni kitaplar ucuz, eskiler pahalı. Hayatta da, eski zaman önemli. Bugün değil dün değerli, ondan önceki gün daha da değerli.” “Kırık kaptan sızan su gibiyim. Ne kabıma dönebilirim ne de dönsem o kap beni tutar.” “Işık yerine ses olabilir mi karanlığın karşılığı?” “EVE HEP AYNI YOLDAN GİDİLMEZ“
1000Kitap
LabirentBurhan Sönmez · İletişim Yayınevi · 2018885 okunma
Labirent
6/10
·123 syf.··
2024 18. kitabı
Burhan Sönmez'den okudugum beşinci kitap külliyat henüz bitmişken yeni bir kitabın satışa çıkarıldığını öğrenmek güzel oldu(Duymayanlar için kitabın ismi Franz K ve Aşıkları). Gelelim bu kitaba Istanbul'da yaşayan yakışıklı, yalnız bir Blues müzisyeni bir gün boğaz köprüsünden atlayarak intihar eder. Üzerinde bulunan mont paraşüt etkisi yaptığı için sadece birkaç kaburga kırığı ile kurtulur, yalnız bir problem vardır hafıza kaybı. Hem yakın hem eski geçmişi tamamen unutan Boratin, arkadaşları ve ablası aracılığıyla geçmişini hatırlamaya çalışır. Boğaz köprüsünden atlayıp da hayatta kaldığı için şanslı mıdır? Yoksa hafızasını kaybettiği için şanssız mı? Belki de hayatta kaldığı için şanssız, belleğini yitirdiği için şanslıdır. Sayfa 29'da belirttiği gibi " Herkes elinden geldiğince geçmişsiz yaşamaya çalışıyor zaten, dünleri yok sadece bugüne ait gibi yaşıyorlar." Yoksa tam tersi mi doğru? Antika kitapların pahalı olduğu gibi bugünümüz dünden daha mı değersiz? Yazar geçmişini ararken bu ikileme çok düşer. Acaba geçmişini öğrenirse veya hafızası eski haline gelirse bu dünyadan kopup yine intihar etmek isteyecek midir? Tekrar suya atlayarak anne rahmine dönme, yüksekten atlayarak yaratma arzusuna yenik düşecek midir? Yoksa bir saat gibi mı davranmalı, anın keyfini çıkarıp geçmişi ve geleceği düşünmemeyi öğrenmeli midir? Geçmişi unutan insan geçmişin günahlarından sorumlu mudur? Modern çağda geçmiş gelecek ve bellek bunalımlarina değinen yazarın diğer kitaplarına görece daha az başarılı bulduğum kitabı oldu. Herkese keyifli okumalar..
Edebiyat
LabirentBurhan Sönmez · İletişim Yayınevi · 2018885 okunma
Puan vermedi·123 syf.··
2018 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2018 16:20
İntihardan kurtulan sonrasında hafızasını kaybetmiş bir adam. Öncesiz bir adam Boratin. Kitap bize Yeniçağ insanın anlam arayışını daha ziyade çırpınışını gösteriyor. İçimizdeki Boratin'e sesleniyor. Aynaya baktığımızda kendimize yabancılaşan bakışlarımıza sesleniyor. Dünü unutup Yarını hiç düşünmeden sadece anı kurtarma gayretimizi bize sorgulatıyor. Neden ölmeyi istedin Boratin. Kurtulmuş olman bir ceza mı? Yoksa geçmişinin izlerinin silinmesi bir lütuf mu? Eşyalarda, dokunduğun duvarlarda geçmişin anlarını hatırlama gayreti. Aidiyetini hissetmek istediğin güvenli bir liman arayışı. Kabına sığamama, geçmişini, gölgeni bulma arzusu... Bir yandan da getireceği karanlıklardan korkmak. Kitap baş karakter Boratin'in monologlarıyla bizleri de ciddi sorgulamalara tabii tutuyor. Uğruna ölünecek neler var şu hayatta? Ya da neden yaşamalıyız? Bizi hayata tutunduran şey ne? Tanrı bağlamından koparılmış bir hümanist yaşantı bizim çıkmazlarımızı çözer mi? yoksa daha ciddi açmazlara mı sokar?  Her ne kadar farklı yaşam tarzlarımız olsa da seni çok sevdim Boratin.
Edebiyat
LabirentBurhan Sönmez · İletişim Yayınevi · 2018885 okunma
Puan vermedi·123 syf.··
Beğendi
·
2018 74. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2018 01:04
Kısa ama çok güzel bir roman. Başarılı, çok yakışıklı, cok sevilen bir müzisyen bir gece takside uyuklayarak evine gidiyor. Boğaz köprüsünde kaza olmuş, trafik sıkışmış. Uyandığında taksiciyi ve başka bir sürü şoförü dışarda görüyor. Arabadan iniyor, köprünün ucuna gidiyor, aşağı bakıyor, sonra birden bire kendisini atıveriyor. En azından ona anlatılan bu çünkü uyandığında kaburgasındaki kırıkların yanında hafızasını ve zaman algısını tamamen yitirmiş bir sekilde buluyor kendisini. Kişisel tarihi hiç yok ama tarihi olayları zamanlarını karıştırsa da hatırlıyor. Mesela İsa çarmıha yeni gerildi zannediyor, Haydarpaşa garı yüz yıllar önce yandı sanıyor. Aslında bir arkadaşının da dediği gibi, belki de çok şanslıydı çünkü onu intihar etmeye iten şeyi de hatırlamıyor. Çok etkileyiciydi. Sorgulamaları, bir yandan belleğini kazanmak istemesi bir yandan da bundan korkması, bazen bir çocuk gibi kalakalması, kendini tanıma sancısı... Nasıl bir inceleme yazılır bu kitaba bilemiyorum. Sadece tavsiye edebilirim.
Edebiyat
LabirentBurhan Sönmez · İletişim Yayınevi · 2018885 okunma
9/10
·123 syf.··
Beğendi
·
2020 35. kitabı
·
Ilk kez okuduğum bir yazar Burhan Sönmez... Labirent 2018'de çıkan son kitabı. Boğaz köprüsünden atlayarak intihar eden ama tek bir kaburga kemiği kırığıyla kurtulmayı başaran Boratin'in uzun bir öyküsü diyelim. Kitap 122 sayfa. Boratin olaydan sonra geçmişini hatırlamıyor ve yazar bize geçmişini hatirlayamayan bir adamı cok başarılı bir şekilde anlatıyor. Bunu yaparken kendimizi de sorgulamamizi sağlıyor. Aslında ben kimim? Geçmişim olmasaydı ben,ben olmaktan çıkar mıydım?
LabirentBurhan Sönmez · İletişim Yayınevi · 2018885 okunma
10/10
·123 syf.··
Beğendi
·
2022 92. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2022 01:08
Labirent / Burhan Sönmez . Burhan Sönmez kalemiyle yakın bir zamanda tanışıp kalemini sevdiğim yazarlardan oldu... 4 kitabını okudum. Son okuduğum kitap da Labirent oldu. Geriye Taş ve Gölge kaldı. O da #güncelikeşfetekstra maratonumuza dahil olduğundan okunma zamanını bekliyor... . Labirent'te intihara teşebbüs eden bir müzisyenin bellek yitimi ile kurtulmasını ve sorgulamasını anlatıyor... Hafızası bomboş Boratin'in... Anlamını yitirmiş birçok anının peşinde şimdi ama bir yandan da direniyor sanki tekrar hayatının içine girmeye... Şimdilik bir yolcu gibi seyre dalıyor hayatının içindeki her şeyi... . Zihninin labirentinde gezinirken çarptığı boşlukları ve bu boşlukların anlamı ve anlamsızlığını anlatan satırlarla tanışmanızı isterim... Zira Sönmez, Türk Edebiyatı'nın iyi kalemlerinden...
Edebiyat
LabirentBurhan Sönmez · İletişim Yayınevi · 2018885 okunma

Yazar Hakkında

Burhan SönmezYazar · 8 kitap
Burhan Sönmez, yazar, edebiyatçı, avukattır. İlk romanı Kuzey, 2009 yılında yayımlandı. Eserleri 30 ülkede 42 dile çevrildi, ulusal ve uluslararası ödüllere değer görüldü. 2016 yılından beri uluslararası PEN yönetim kurulunda yer alan Sönmez, Eylül 2021'de Uluslararası PEN Kulübü başkanı seçildi. 1965 yılında Haymana'daki yarı göçer köylerden Şeyhhanı’da doğdu. İlk ve orta eğitimini Polatlı’da tamamladı; Türkçeyi Polatlı'da öğrendi. 7-15 yaş arasında okul eğitimine paralel olarak din eğitimi aldı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. 1991'de avukatlığa başladı. Aktif siyasetle uğraştı, çeşitli gazete ve dergilerde kültür ve siyaset üzerine yazılar yazdı. Toplumsal Araştırmalar, Kültür ve Sanat için Vakıf (TAKSAV)'ın kurucuları arasında yer aldı. 1996’da kurulan Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Genel Başkan Yardımcılığı’na seçildi. 1996 yılında Ankara'da uğradığı coplu polis saldırısı sonucunda beyin travması geçirdi.1998 yılında Londra'da Medical Foundation İşkence Mağdurları Tedavi Merkezi’nde tedavi gördü. 1999 yılında Türkiye'ye döndü. 2000’de tekrar rahatsızlanınca Londra’ya geri döndü; gerek politik nedenlerle gerek sağlık sorunlarından dolayı 2010 yılına kadar yurt dışında kaldı. İngiltere'de yaşarken yeminli tercümanlık alanında eğitim gördü. Cambridge Üniversitesi’nde roman incelemeleri üzerine bir yıllık bir programa katıldı. İlk romanı Kuzey 2009 yılında yayımlandı. Ardından Masumlar (2011), İstanbul İstanbul (2015), Labirent (2018) Taş ve Gölge (2021), adlı romanlarını yayımladı. Masumlar, 2011 Sedat Simavi Edebiyat Ödülü'ne ve İzmir St. Joseph Roman Ödülü'ne değer görüldü. İstanbul İstanbul romanı otuzdan fazla dile çevrildi ve bu romanla 2018 yılında Londra'da verilen EBRD Edebiyat Ödülü'ne ve 2017 yılında ABD'de bulunan Vaclav Havel Kütüphane Vakfı tarafından "içinde yaşadığı baskıcı rejime meydan okuma cesareti gösteren" yazarlara verdiği Vaclav Havel Ödülü'ne değer görüldü. Öyküleri Bir Dersim Hikâyesi (2012), Bana Adını Söyle 2014) ve Gezi (Almanca, 2014) öykü derlemelerine yer aldı. Bursa Yazın ve Sanat Derneği tarafından verilen 2015 yılı Öykü Onur Ödülü'nün de sahibi oldu. Şair William Blake'in Cennet ile Cehennemin Evliliği kitabını Türkçeye çevirdi (2016). Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü 2014 yılı seçici kurulunda ve Cenevre Uluslararası Film Festivali 2020 yılı belgesel seçici kurulunda yer aldı. ODTÜ'de edebiyat ve roman üzerine dersler verdi. Ayrıntı Yayınları'nda editör olarak çalıştı. Türkiye PEN, Kürt PEN ve English PEN üyesidir. 2016 yılından itibaren uluslararası PEN yönetim kurulunda yer alan Sönmez, 2021 yılında PEN International‘ın başkanı oldu. Halen İstanbul'da ve Cambridge'de yaşamaktadır. 2026 yılında, İtalya'da düzenlenen Hemingway Ödülü kapsamında “Çağımızın Tanığı” ödülünün sahibi olmuştur.