·
Okunma
·
Beğeni
·
378
Gösterim
Adı:
Labirent
Baskı tarihi:
Eylül 2018
Sayfa sayısı:
123
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750524745
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
“Evet. Genç bir adam ormanda kaybolmuş. Günler sonra yaşlı birine rastlamış. Yaşlı adam da uzun zamandır ormanda kayıpmış ve genç adama çıkış yolunu birlikte aramayı önermiş. Olmaz, demiş genç adam, seninle zaman yitiremem, çıkış yolunu bilseydin şimdiye kadar bulurdun. Ama, demiş yaşlı adam, ben çıkmayan yolları öğrendim. Hikâye böyleydi, değil mi?”

İntihar etmek isteyen genç bir müzisyen, gözünü hastanede açar. Hiçbir şey anımsamaz, şarkılarını bile. Toplumsal bellek ile kişisel belleğin birbirine karıştığı, her şeyin ölü bir tarihin parçası haline geldiği yerde, kuşku duymadığı tek gerçek vardır: Kaburgası kırık bedeni. Kendisine benzeyen bir kentte, unutmanın lanet mi yoksa lütuf mu olduğunu bilmeden, çıkış arar.Saatler, aynalar, deniz fenerleri. Labirent, yüzeyde hüzünle akan, derinde keskin akıntılara kapılan bir yeni çağ romanı.
123 syf.
·3 günde·Puan vermedi
İntihardan kurtulan sonrasında hafızasını kaybetmiş bir adam. Öncesiz bir adam Boratin. Kitap bize Yeniçağ insanın anlam arayışını daha ziyade çırpınışını gösteriyor. İçimizdeki Boratin'e sesleniyor.
Aynaya baktığımızda kendimize yabancılaşan bakışlarımıza sesleniyor. Dünü unutup Yarını hiç düşünmeden sadece anı kurtarma gayretimizi bize sorgulatıyor.
Neden ölmeyi istedin Boratin.
Kurtulmuş olman bir ceza mı?
Yoksa geçmişinin izlerinin silinmesi bir lütuf mu?
Eşyalarda, dokunduğun duvarlarda geçmişin anlarını hatırlama gayreti. Aidiyetini hissetmek istediğin güvenli bir liman arayışı.
Kabına sığamama, geçmişini, gölgeni bulma arzusu... Bir yandan da getireceği karanlıklardan korkmak.
Kitap baş karakter Boratin'in monologlarıyla bizleri de ciddi sorgulamalara tabii tutuyor. Uğruna ölünecek neler var şu hayatta? Ya da neden yaşamalıyız? Bizi hayata tutunduran şey ne? Tanrı bağlamından koparılmış bir hümanist yaşantı bizim çıkmazlarımızı çözer mi? yoksa daha ciddi açmazlara mı sokar? 

Her ne kadar farklı yaşam tarzlarımız olsa da seni çok sevdim Boratin.
123 syf.
·7/10
Bir müzisyen. Hayatının artık anlam taşımadığını düşünür ve intihara kalkışır.

Amaçladığına ulaşamaz. Geçmiş yaşamına dair birçok şeyi unutur ve yeni bir yaşam vardır sırada. Tabi devam edebilirse.

Burhan Sönmez’in son romanı. Yarım kalmış bir his bırakıyor insanda ama okunmalı.
123 syf.
·9 günde·Beğendi·7/10
Kısa ama çok güzel bir roman. Başarılı, çok yakışıklı, cok sevilen bir müzisyen bir gece takside uyuklayarak evine gidiyor. Boğaz köprüsünde kaza olmuş, trafik sıkışmış. Uyandığında taksiciyi ve başka bir sürü şoförü dışarda görüyor. Arabadan iniyor, köprünün ucuna gidiyor, aşağı bakıyor, sonra birden bire kendisini atıveriyor. En azından ona anlatılan bu çünkü uyandığında kaburgasındaki kırıkların yanında hafızasını ve zaman algısını tamamen yitirmiş bir sekilde buluyor kendisini. Kişisel tarihi hiç yok ama tarihi olayları zamanlarını karıştırsa da hatırlıyor. Mesela İsa çarmıha yeni gerildi zannediyor, Haydarpaşa garı yüz yıllar önce yandı sanıyor. Aslında bir arkadaşının da dediği gibi, belki de çok şanslıydı çünkü onu intihar etmeye iten şeyi de hatırlamıyor. Çok etkileyiciydi. Sorgulamaları, bir yandan belleğini kazanmak istemesi bir yandan da bundan korkması, bazen bir çocuk gibi kalakalması, kendini tanıma sancısı... Nasıl bir inceleme yazılır bu kitaba bilemiyorum. Sadece tavsiye edebilirim.
123 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Okuduğum ilk Burhan Sönmez kitabı oldu. Ve de iyi bir başlangıç olduğunu düşünüyorum. Karakterin içinde bulunduğu boşluk hissini o kadar iyi vermiş ki ister istemez okurken bunalıyorsunuz siz de. Karakterlerin isimlerinin farklı olması da hoşuma gitti benim. Bu tarz kitapları seviyorum, yazarının nasıl biri olduğundan ziyade kitaplara göre değerlendirme yapıyorum. İyi kitaplara çok ihtiyacımız olduğunu için bu kadar basit harcamayalım, siz de öyle yapın bence.
123 syf.
·3 günde·Beğendi
Labirent,intihar girişiminin ardından hafızasını yitiren genç ve yakışıklı bir müzisyenin geçmiş ve şimdi arasındaki sancısını anlatıyor.
Eserde zaman kavramını kaybettiği için kendine yabancılaşan Boratin, aslında geçmişini unutan ,anı yaşayan ve çıkmaza giren toplum bireyleridir.
Kitapta zaman metaforu birçok kavramla anlatılmaya çalışılmış.Ayna,saat,deniz feneri,duvardaki Meryem ve İsa tablosu...Bu kavramların her biri yapbozun bir parçası gibi zamanla ilgili ipuçları veriyor.
Okuyucu eser boyunca Boratin’in geçmişi ile yüzleşmesini bekliyor fakat yazar unutmayı bir başlangıç bir kurtuluş yolu olarak görüyor.
“Her şeyi anımsamaktan korkuyorum.Azla yetinebilirim ben.Bir,iki,üç.Kendime alışabilir,az şeyle yaşayabilirim.Gerisi çok.”s.102
123 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Burhan Sönmez'in okuduğum ilk kitabıydı. Çok iyi bir roman olabilecek iken maalesef ortalama bir roman olmuş. Hiçbir karakterle bağ kuramadım. Ve başkarakterin dertleri bana ve sanki bu coğrafyaya o kadar uzak ki. Hiçbir şeyden tam yok. Her şey yarım yarım işlenmiş. Müzik mesela, kitaba daha iyi yedirilebilirdi. Ergen bir gence(bunu hiçte kötü anlamda söylemiyorum. İnsanların bu kelimeyi kötü anlamda kullanmasının aksine) daha çok dokunabilir. Gene de yazarın diğer kitaplarına bir şans vereceğim.
123 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10
Bir yazar keşfederken ilk olarak, eğer varsa kısa kitapları ile tanışıp, yazarın dilini kavramayı tercih ederim. Labirent Burhan Sönmez' in okuduğum ve kalemi ile tanışmış olduğum ilk kitabı oldu. Güzel de oldu. İntihar' a kalkışan bir müzisyen, sonrasında hafıza kaybı, geçmişi hatırlama çabaları, o süreçteki psikolojik durum. Bu psikolojiyi yazarımız ustalıkla yansıtmış. Bu kurgudaki psikolojik durumlar ancak bu kadar güzel yansıtılabilir di bu kitapta. Siz de tanışın. İyi okumalar.
Genç bir adam ormanda kaybolmuş. Günler sonra yaşlı birine rastlamış. Yaşlı adam da uzun zamandır ormanda kayıpmış ve genç adama çıkış yolunu birlikte aramayı önermiş. Olmaz, demiş genç adam, seninle zaman yitiremem, çıkış yolunu bilseydin şimdiye kadar bulurdun. Ama, demiş yaşlı adam, ben çıkmayan yolları öğrendim.
Burhan Sönmez
Sayfa 66 - İletişim Yayınları
"Güzellik geçicidir, demeyin bana. İyilik de geçicidir. İyilik, karşılık beklentisi yaratır ve sınıra sahiptir. Güzellik ne karşılık bekler ne de çıkara dayanır. Sadıktır. Göründüğü gibidir.(!)"
"Dedem insanlığın diğer büyük icadının ayna olduğunu söylerdi. Aynanın dışındaki dünya bir varlık, içindeki dünya bir başka varlıktı. Toplayınca ikisi de tek oluyordu. Bir bakınca kilit, sonra tekrar bakınca anahtardı ayna. Hayat karşısındaki cesaretimizin de, korkumuzun da kaynağıydı. İnsan bir ile ikinin hem aynı hem de farklı olduğunu bilerek ve bunu aynalardan öğrendiğini akılda tutarak yaşamalıydı."
En çok istediklerim, aynı zamanda en çok istemediklerim oluyor. Senin hayal dediklerin parça parça birleşip büyük bir korkuya dönüşüyor bende.
"Dedem insanlığın tarih boyunca topu topu üç büyük icat gerçekleştirdiğini söylerdi. Biri saatti. Saat sayesinde, doğum ve ölüm yerine şimdiki anın anlamını bilirdik. Ne geçmiş ne gelecek vardı saatte. Geçmiş ile gelecek, gerçek hayatı hissetmenin önünden engeldi Saat bize bunu göstermişti, ama hala saate alışmış, onu uygun ruhlar edinmiş değildik. Bana ilk saatimi hediye eden dedem, söylediklerimi unutma, demişti. Anın değerini bil, gerisi senin değildir, senin olmayanla ömrünü heba etme. O gün dedemin sözlerinden çok ilk saati ile ilgiliydim. "
Önce kendini tutmaya çalışıyor, başaramayacağını anlayınca gözyaşlarını salıyor. Hiçbir şeyle baş edemiyor. Yarın da baş edemeyecek, sonraki gün de. Bunu kabullenmenin korkusuyla yere çöküyor. Hıçkıra hıçkıra kendisine yalvarıyor. Yalvaracağı başka kimse yok. Bitsin bu eziyet. Aynadaki yüz! Bir tek o yüz yardım edebilir. Ayarı bozulan aklını o düzeltebilir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Labirent
Baskı tarihi:
Eylül 2018
Sayfa sayısı:
123
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750524745
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
“Evet. Genç bir adam ormanda kaybolmuş. Günler sonra yaşlı birine rastlamış. Yaşlı adam da uzun zamandır ormanda kayıpmış ve genç adama çıkış yolunu birlikte aramayı önermiş. Olmaz, demiş genç adam, seninle zaman yitiremem, çıkış yolunu bilseydin şimdiye kadar bulurdun. Ama, demiş yaşlı adam, ben çıkmayan yolları öğrendim. Hikâye böyleydi, değil mi?”

İntihar etmek isteyen genç bir müzisyen, gözünü hastanede açar. Hiçbir şey anımsamaz, şarkılarını bile. Toplumsal bellek ile kişisel belleğin birbirine karıştığı, her şeyin ölü bir tarihin parçası haline geldiği yerde, kuşku duymadığı tek gerçek vardır: Kaburgası kırık bedeni. Kendisine benzeyen bir kentte, unutmanın lanet mi yoksa lütuf mu olduğunu bilmeden, çıkış arar.Saatler, aynalar, deniz fenerleri. Labirent, yüzeyde hüzünle akan, derinde keskin akıntılara kapılan bir yeni çağ romanı.

Kitabı okuyanlar 44 okur

  • Cem KORUNMAZ
  • Nazan tez
  • Emirhan Oruç
  • Nihat Yücel
  • Berna Karakaya
  • Deniz
  • Emre Karaoğlu
  • Naim er
  • Burhan Saydut
  • cansu tekcan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%22.7 (5)
8
%40.9 (9)
7
%31.8 (7)
6
%0
5
%4.5 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0