Öyle bir kitapla selamlıyorum ki sizi muhtevasını anlatmaya kelimelerim muktedir değil. Üstelik, kitabın hakkını vererek okuyabildiğimi de düşünmüyorum.
Tractatus Logico-Philosophicus, yazarın hayatı boyunca yayımladığı tek eser.
Ve yazar neredeyse tüm bilgi birikimini bu tek atımlık kurşunuyla kullanıp hedefi tam ortasından vurmuş gibi.
Gerçeklik ve dil arasındaki ilişkileri tanımlamak ve bilimin sınırlarını betimlemek amacıyla yazılmış bu eserin notlarını I. Dünya Savaşı’nda “askerlik yaparken” hazırlamış. Ağustos 1918'de, İtalya’da “savaş esiriyken” tamamlamış.
Pesss! Dediğim noktadan yazıyorum.
Hikayemde paylaşacağım sayfaları, göreceksiniz.
Şayet doğru anlamlandırabildiysem önermelerin doğruluk koşullarını ve
anlam-doğruluk ilişkisini sorguluyor.
Ama ne sorgulamak!
Kitap dünya,gerçeklik,bilim, etik, mantık, din, felsefe, dil, düşünce bağlamındaki önermeler ve bu önermeleri açıklamak için kullandığı alt-önermelerden oluşuyor.
Wittgenstein'a göre dil; fikirleri, dinleri, bilimleri ve metafiziği içinde barındırır. Metafizik ve akıl dışı unsurları dışarıda bırakacak, belirsizliklerden arınmış bir dil inşa etmek gerektiğini söyler. Bu dil, dünyayı yansıtan bir resimden farksız olmalıdır. İnsan, dil tarafından sınırlandırılır. Dilin sınırları aynı zamanda dünyanın sınırlarıdır. Dilin sınırları geçildiğinde metafizik alanına girilir.
Tractatus’ta ideal bir fizik dili kurmanın olanağı tartışılır. Yazar bütün dillerin ortak özünü tasvir eder ve gerçekliği dil yoluyla ortaya koyabilmeyi tartışır. Bunun için mantık dili oluşturmanın imkanını sorgular.
Birlikte okuduğumuz Elvan meleğime selam olsun İyi ki okuduk! Tractatus Logico-Philosophicus