Sabahattin Ali ile ilgili her zaman bazı ön yargılarım olmuştur.Bilirsiniz,bazı şeyler gereğinden fazla abartılır.Geçenlerde bu ön yargımı yıkmaya karar vererek başladım Kürk Mantolu Madonna'ya.
Raif Bey sessiz,kendi halinde,insanlarla uğraşmayı uzun zaman önce bırakmış bir adam.Kitabımızın ilk sayfalarında bu sıradan adamı tanımaya başlıyoruz.Yazarın kendisi olabileceğini düşündüğüm adamsa Raif Bey'i anlamaya çalışan bir iş arkadaşı.Bir gün bu amacına ulaşma fırsatını yakalıyor Raif Bey'in ara sıra yazdığı bir defter sayesinde.Ve bu adamın geçmişinde bir yolculuğa çıkıyor.Onun ailesinden uzaklaşmasını,kendini ait hissedeceğini zannettiği Avrupa'da hiçbir şeyin değişmediğini fark etmesini ve Maria Puder'e olan muazzam aşkını okuyor tek tek.
Açıkçası kitaptan etkilenmemek elde değil.Başkarakterler göz kamaştırıcı.Yalnızlık duygusu o kadar iyi yansıtılmış ki gerçek yalnızlığın anlamını buluyorsunuz kitapta.Ve aşk...Bir aşkta kendini buluş.Eğer benim gibi sulugözseniz kesinlikle gece yastığa kapanıp ağlayacaksınız.Hem de sabaha kadar.
Not: Buradan sevgiler Üstad :).Bu kadar geç okuduğum için özür dilerim.