Gönderi

Makber.
Eyvâh! Ne yer, ne yâr kaldı, Gönlüm dolu âh u zâr kaldı. Şimdi buradaydı gitti elden Gitti ebede gelip ezelden. Ben gittim, o hâksâr kaldı Bir gûşede târmâr kaldı Baki o enîs-i dilden, eyvâh! Beyrut'ta bir mezar kaldı! (...) Yârimdi o, yoktu bir rakîbi, Olmuş idi ruhumun tabîbi. Şimdiyse elinde yok ilacım, Lâkin onadır hep ihtiyacım. (...) Bir gün dedi ıstırap içinde: "Ben ölmeye gelmişim bu Hind'e" "Ölmek" dedi, kahkahayla güldüm. Duydum ki fakat içimden öldüm. Ettik biz o anda, nim zinde, Nefretle veda Hind ü Sind'e, "Kaldım mı" demişti yolda bir gün, "Hind'in bu uzak denizinde..." (...) Geçti iki gün Aden'de tebsiz, Bir ruze idi, o yani şebsiz. Doktor sevinir, mariz rahat, Herkeste meserret-i ifakat. Sakindi deniz, vapur taabsız, Gülmez misiniz buna acep siz? Tufan görünürdü bence, zira Ağlardı tabi kızım sebepsiz. (...) Ölmek ona hiç yakışmıyor, hiç, Gönlüm bu söze alışmıyor hiç. Haksız görünüşlü bir hakîkat Müdhiş bir cinayet-i tabiat... Aklım bu işe çalışmıyor hiç. Allah'sa bana karışmıyor hiç Sabretmek imiş bu derde çare, Çarem de benim savuşmuyor hiç. (...) Ettikçe seni dizimde takbil, Şair de çocuktur ey kızım, bil... Çok mesele halleder vücudun, Baziçesidir o dest-i cûdun. Sensin kılan ol mezarı te'vil, Ömrüm olacak seninle tekmil. Ben sence oyuncağım, müsellem, Sense bana bir garip temsil. (...) Artık keseyim yeter figanı, Ervaha dokunmasın ziyanı. Bu ah ki candan eyliyor cuş. Artık anı kendim eyleyim gûş. Medfen olayım ana, cihanı, Fevkımda tavaf ede revanı. Artık kalayım sükût içinde, Fikr etmek için o yar-ı canı...
Sayfa 54·Kitabı okudu
1000Kitap
·
24 Gösterim
1 Yorum
tuana e.
Gönderi Sahibi
Abdülhak Hâmid, "Makber" şiirini evlendiklerinde on üç yaşında olan, on üç sene evli kaldığı refikası Fatma Hanım için yazmıştır. Fatma Hanım Abdülhak Hâmid'in tayin olduğu Bombaya'da hastalanır. 1885 senesi Şubatında bir pazar günü akşamüstü Abdülhak Hâmid, Fatma Hanım ile birlikte, arabayla gezmeye çıkarlar. Eve döndüklerinde, sofraya oturur oturmaz, Fatma Hanım bayılır. Ertesi gün hekimlerden alınan habere göre Fatma Hanım üçüncü derece verem hastasıydı. Abdülhak Hâmid, Fatma Hanım'ı Viyana'ya, Avusturya hekimlerini tecrübe etmek üzere, götürür. Beyrut'a giderken vapurda geçirdikleri yirmi gün boyunca Fatma Hanım ölüme gittikçe yaklaşıyor, gittikçe güzelleşiyordu. Bu sırada vapurdaki hekim "Hastanız yolda vefat edeceğinden, cenaze denize atılacaktır." der. Bunu işiten Fatma Hanım "Kaldım mı" demişti yolda bir gün, / "Hind'in bu uzak denizinde..." dizelerine hayat verir.
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.